1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Tüm Eğitim-Sen Genel Sekreteri ile söyleşi
Tüm Eğitim-Sen Genel Sekreteri ile söyleşi

Tüm Eğitim-Sen Genel Sekreteri ile söyleşi

O bir Kürt. HDP'yi de AK Parti'yi de eleştirebilen biri. Çözüm sürecine inanan ve tüm hücreleriyle arzulayan biri. Güneydoğu'nun geçmiş atmosferini de günümüz atmosferini de yaşayan biri olarak kıyaslayabiliyor.

A+A-
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı tarafından Kobani olayları sonrasında Siirt’te STK’larla yapılan istişare ve değerlendirme toplantısına katılarak görüşlerini bildiren Tüm Eğitim-Sen Genel Sekreteri Mithat Beydoğan ile söyleşi:
 
 
Ak Parti Genel Merkezi tarafından yapılan STK toplantısını nasıl buldunuz?
 
Bu tür toplantılar benimsenecek toplantılardır, Barış ve Kardeşliğin pekiştirilmesi için STK’ lara ciddi anlamda büyük sorumluluk düşüyor. Fakat ilimizde yapılan toplantıyı yeterli bulmadık, sadece belli kesimlerin davet edilmesi toplantıda bizim eleştiri konumuz oldu. Eleştirimizi dile getirdik bundan sonra yapılacak böyle bir çalışmada böyle bir eksikliğin olmamasını umut ediyoruz.
 
Yapılan Toplantıda ağırlık olarak ele hangi konular alındı?
 
Temel konu Güvenlik ve Çözüm süreci oldu. Ağırlıklı olarak güvenlik konusu ele alındı içeriği bilinmemesine rağmen katılan tüm kesimler çözüm sürecine devam edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
 
Toplantıda sizin tespitleriniz ne oldu? Nasıl öneriler yaptınız?
 
Ortadoğunun ateş topuna dönüştüğüne hepimizin tanıklık ettiği bu günlerde açıkçası tam anlamıyla doğru tespit etmek neredeyse mümkün değil. Ama bizim de yaptığımız tespitler oldu. Özellikle bir yıla aşkındır Türkiye’nin IŞID’e destek verdiği kahve köşelerinde her kesim tarafından konuşulmasına rağmen devletin bunun farkına varmaması, böyle bir şey algıysa bunun neden devlet ve hükümet tarafından dikkate alınmadığını söyledik. Diğer taraftan
Sivil Toplum Kuruluşları cesaretli olmalı ve hangi tarafta olursa olsun ideolojik veya siyasi çıkar gözetmeden olayları objektif ele almalıdır.
Paralel yapının başlatmış olduğu KCK tutuklamalarının haksız ve yersiz olduğuna değindik. Tutuklanan KCK’liler nedeniyle DBP partisinin kemik kadrolarında ciddi bir boşluğun meydana geldiği, bu boşluğu doldurmak adına her kesimi tanımadan bilmeden içine almasının böyle bir şiddet olaylarına zemin hazırlaması kaçınılmaz olmuştur. Sivil Toplum Kuruluşlarının cesaretli olması gerektiği hangi taraf olursa olsun hiçbir ideolojik ve siyasi çıkar gözetmeksizin olayları objektif olarak  ele almalarını dile getirdik. Kamuoyunda ciddi kırılmaların yaşandığını bir yandan çözüm sürecine devam edilirken diğer taraftan şiddet dilinin kullanılmasının yanlış olduğunu bu tür yaklaşımların toplumun bazı kesimlerini şiddet olaylarına sevk ettiğini belirttik. Diğer önemli bir konu ise hasta tutsaklar oldu. Düşüncesi ne olursa olsun bir yıldan kısa bir zamanı olan birilerini cezaevinde tutmak toplumun vicdanını rahatsız ettiğini dile getirdik, hasta tutsaklarla ilgili bir çalışma yapılması gerektiği önerisinde bulunduk. 
 
Bu süreçte nasıl önerilerde bulunuyorsunuz? Bundan sonra ne yapılması gerekiyor?
 
Her şeyden önce çözüm süreci ile ilgili toplumun tüm kesimleri bilgilendirilmeli, bununla birlikte somut adımlar karşılıklı olarak atılmalıdır. 6-7 Ekim olaylarında ciddi bir güvensizlik ortamı oluştu bunun kısa bir sürede atlatılması lazım. Devlet ile İmralı görüşmelerine Sivil Toplum Kuruluşlarının da katılması gerekmektedir. Devlet sırrı niteliğini taşımayan konuları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bölgemizin her ilinde bir komisyon kurulmalıdır. Toplumun hassasiyetlerine göre çalışma yapmalıdırlar. Bu yapılacak olan çalışmalar barışı tesis edecektir. Biz hiçbir zaman Barışa olan inancımızı yitirmeceğiz. Bu çatışmalar bölgemizde 30 yıl daha da sürse nihai olarak barışla sonuçlanacaktır, bu yüzden bir 30 yıl daha çatışma ortamına gerek yok. Her kes üstüne düşeni yapmalıdır. 
 
Bu haber toplam 2622 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!