1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Tophane Baskını
Tophane Baskını

Tophane Baskını

Büyük çoğunluğunu Siirtlilerin oluşturduğu Tophane’de yaşanan olayı ülke gündemine MAHALLEYE BASKIYI gündeme getirdi.

A+A-

İstanbul Beyoğlu İlçesi, Tophane semtinde geçtiğimiz hafta içerisinde meydana gelen ve bir anda ülke gündemine oturan hadise hala tartışılmaya devam ediyor. Gazeteler, televizyonlar manşetlerine taşıdı. Başbakan Erdoğan açıklamalar yaptı, Bakan ve Milletvekilleri Tophane’ye geldiler. İstanbul Valisi (eski Siirt Valisi) Hüseyin Avni Mutlu açıklama üstüne açıklamalar yaptı.

Peki, nedir bu olaylar. Nasıl başladı, nasıl gelişti ve şu an Tophane’deki atmosfer nedir?

-SİİRTLİLER.NET ARAŞTIRMA DOSYASI-

Tophane her şeyden önce tarihi bir misyona ev sahipliği yapıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde “Orayı fetheden komutana ne mutlu” diye övgüyle bahsettiği rivayet edilen ve İstanbul’un fethine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed’in gemileri karadan taşıdığı bölgedir Tophane. Aynı zamanda Osmanlı döneminde savaş toplarının imalatının yapıldığı en önemli merkezdir. Semt içerisinde bulunan Tophane-i Amire’den almıştır ismini. Tophane-i Amire; Savaş topu dökülen yerlerin amiri anlamındadır.

Bir dönem kabadayıları ile ünlenen semtin bir yüzü İstanbul’un başdöndürücü, gecesi-gündüzü karışık yönüne çevriliyken diğer bir yüzü de gelenek ve görenekleriyle Anadolu kentine çevrilidir. Semtin büyük çoğunluğunu Siirt, Bitlis ve Erzincanlılar oluşturmaktadır. Siirtliler buraya yaklaşık 130 yıl önce göç etmiş ve yerlisi olmuşlardır. Semtte Araplar, Kürtler, Lazlar, Romanlar ve hatta Ermeniler, Rumlar yıllardır iç içe, barış içinde yaşadılar, yaşıyorlar. Camilerin yanı sıra, çok sayıda kiliselerin ve 1 adet sinegogun bulunduğu semt çok kültürlü bir yaşama ev sahipliği yapan ender yerlerden biridir. Hiçbir kimse bir diğerinin yaşam alanına müdahale etmediği, tam aksine herkesin birbirini koruyup-kolladığı, gelenek ve göreneklerin, örf ve adetlerin kesinlikle muhafaza bir semt olan Tophane çoğu kez filmlere ve türkülere de konu olmuştur. Sonradan tanıyanlarda mutlaka bir etki bırakmış olan bu semtin kendine has büyüleyici bir havası bulunuyor.

Geçen yıl Taksim’deki IMF protestolarında Tophane’ye doğru kaçarken yol üzerindeki esnafa zarar vermeye kalkışan yüzleri maskeli kalabalık gösterici grubuna sert bir şeklide mukavemet göstermesi neticesinde ülke gündeminde günlerce tartışılan Tophaneliler ne oldu da tekrar ülke gündemine oturdu.

21 Eylül 2010 Salı akşamı Tophane’deki Boğazkesen Caddesi üzerinde eş zamanlı olarak birbirine yakın birkaç sanat galerisinde açılış yapılmaktadır. Galeriye gelen çok sayıda davetliler bir anda neye uğradıklarını anlamadan onlarca kişi tarafından saldırıya uğradılar. Kimin kimi kovaladığı, kimin kime vurduğu belli olmayan o anda caddede tam bir korku ve çığlık hâkimdi. Emniyet’in kısa sürede olay yerine intikal etmesiyle o dehşet anlarının yaşandığı caddede tam bir sessizlik hâkimdi. Geriye kalan sadece kırık içki şişeleri, galeri sahipleri ve olayları yatıştırmaya çalışan semt sakinleri… ve olay daha ilk saatlerde internet haber sitelerine, televizyonlarda alt yazılarda geçmeye başladı; “İçki içtikleri için basıldılar

Gerçekten de medyanın yansıtmaya çalıştığı gibi “içki içtiler diye sanat galerisini bastılar” şeklindemi cereyan etti bu hadise yoksa gerçek başka bir şey midir?

Olayın “içki içtikleri için saldırıya uğradılar” şeklinde lanse edilmesinin koca bir yalan olduğunu, hadisenin yaşandığı yerin 3 dükkân aşağısındaki Tekel bayisi yalanlıyor. 15 yılı aşkın bir süredir esnaflık yapıp burada içki satışı yapan Tekel bayisi bir gün olsun kimseden en ufak bir söz işitmemiştir. Tekel bayisinin yanı sıra saldırının meydana geldiği galerilerin yakınlarında çok sayıda bar, meyhane bulunuyor. Ancak, hiçbirisi mahalle içinde değil.

“2010 KÜLTÜR BAŞKENTİNDE BU BAŞÖRTÜSÜ NE?”

Saldırı gerçekleşmeden önce galeri önünde biriken kalabalık davetli grubu caddeyi sağlı-sollu işgal etmişlerdi. Kimisi içkisini içiyor, kimisi sigarasını kimisi de meyve sularını. Caddenin araç trafiği de zaman zaman kilitleniyordu. Çünkü davetliler neredeyse caddeyi de kapatacak gibiydiler. Buraya kadar her şey kimine göre doğal değildi kimine göre de idare edilebilir di. Tophaneliler ne olduysa çok öfkeli, hırçına dönmüş ve gözleri kararmış bir şekilde galeriye gelen davetlilerin üzerine çullanmışlardı. İlerleyen dakikalarda olayın nasıl fitillendiği kulaktan kulağa dolaşmaya başladı. Kaldırımı tamamen işgal eden davetlilerden yol isteyen tesettürlü bir bayana elinde içki şişesi olan 2 şahsın “2010 kültür başkentinde bu başörtüsü ne?” şeklinde sözlü tacizi, bir başka iddiaya göre aynı zamanda fiili müdahalesinin duyulmasıyla fitil ateşlenmişti.

Peki, öfkenin nedeni sadece bu mudur?

Aslında birkaç yıldır yaşananlar öfkeyi biriktirdi. Son yıllarda Tophane’de ciddi bir nüfus değişimi yaşanmaya başladı. Gelen yabancı insanlar, mahallelilerin örf, adet ve geleneklerini bırakın anlamaya çalışmayı tamamen yok saydılar, hafife aldılar. Mahalle aralarında, ailelerin yaşadığı apartmanların içinde açılan “Hosteller” sabırları zorlamaya başladı. Okul ve cami diplerinde içki satışı yapılan eğlence merkezleri ve cafeler “ezan rahatsız ediyor” diye ilçe müftülüğüne şikâyet edip ezana ayar çektirdiler. Ramazan aylarında, Ramazan davulcusuyla sahura kalkmaya alışık mahalle sakinlerinin bu geleneğine de müdahale edilmeye başlandı. Yetmedi, mahalle camisinin az ötesinde mahalle içinde açılan tiyatro salonlarında “fahişe rolünde melek” sahnelerine yer verildi. Tüm bunlar sanat adı altında yapılıyordu. Kimi medya organlarının “Mahalle baskısı” safsatalarından da cesaret alan kimi çakma sanatçılar mahalleliye adeta “çıkın buradan” diyorlardı. Mahalledeki sivil toplum kuruluşları defalarca çeşitli kurumlara şikâyet dilekçeleri verdiyseler de ne yazık ki hep oyalandılar, çözüm bulamadılar.

Ve o gece galeri baskınıyla semtte günlerce sürecek olan hareketli saatler başladı. Gözaltı ve görgü tanığı olarak 7 kişi İlçe Emniyeti’ndeydi. 7 kişi de Siirtliydi. Medyanın da bastırmasıyla ertesi gün akşamına kadar nezarette kalan bu 7 Siirtli olayın başından sonuna kadar görgü tanıklarıydı. 7 Siirtli Emniyet’te sorgulandı. Savcılık tarafından da ayrıca sorgulandı. Galeri baskınında yara alanlar tarafından yüzleştirildi ve teşhis edilemeyince suçsuz oldukları anlaşıldı ve serbest bırakıldılar. Ancak medyanın bir kısmı yaşanan bu hadise üzerinden hükümete yüklenmek isterken, CHP’liler de siyasi menfaat sağlamak için kolları sıvamışlardı.

Ve “Mahalleye Baskı” diye bir kavram çıktı ortaya

7 Siirtliden biri olan Genel Yayın Yönetmenimiz Eyüp Güzel, serbest kalmasının ardından kameraların aranan ismi oldu. Televizyon kuruluşları ve gazetelerin tüm sorularını yanıtlayan Güzel, “mahalle baskısı yok, mahalleye baskı var” açıklamalarıyla Tophane’nin asıl sorununa dikkat çekmeyi başardı.

 

Günlerdir gerek basın mensuplarının ve olası bir provakasyona karşı Emniyet’in karargâh kurduğu Tophane’de günlük yaşam Pazar gününden itibaren normale döndü.

Bu haber toplam 3644 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!