1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Siirt Üniversitesi'nden, Eğitim-Sen'e cevap
Siirt Üniversitesi'nden, Eğitim-Sen'e cevap

Siirt Üniversitesi'nden, Eğitim-Sen'e cevap

Eğitim-Sen tarafından Siirt Üniversitesindeki atamalarla ilişkin iddialara cevap verildi.

A+A-

Siirt Üniversitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada iddialarla ilgili cevaplar yer aldı. Yazılı açıklamada ismi verilmeyen Eğitim-Sen'in art niyet taşıdığı belirtildi.

BASINA VE KAMUOYUNA

 

         Bir Memur Sendikasının ilimiz şubesince 11.11.2010 tarihinde, Kurumumuzla ilgili Basına ve Kamuoyuna yönelik art niyetli ve haksız değerlendirmelerin yer aldığı bir açıklamada bulunulmuştur.

         Bu konuda kamuoyunun doğru bilgilendirilebilmesi ve gerçeğe aykırı bu iddialar dolayısıyla doğabilecek olumsuz algılama ve değerlendirmelerin önüne geçilebilmesi amacıyla, konuya ilişkin Kurumumuzca açıklama yapılmasına gerek duyulmuştur.

         Devlet Memurluğunda yer alan sınıflar içinde ilerleme ve yükselme işlemleri liyakat sistemine dayanmaktadır. Yeterlilik olarak da bilinen ve atamalarda temel ilkelerden biri olarak değerlendirilen liyakat sistemi, kamu görevlilerinin hizmete giriş ve ilerleyişlerinde yeteneklerinin ve başarılarının temel alınmasını ifade eder. Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde gerçekleştirilmesinin yegane güvencesi, hizmetin kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olarak; işe uygunluk, öğrenim ve hizmet şartlarını taşıması halinde yetişmiş ve o işe ehil olan kamu görevlilerince yerine getirilmesini sağlamaktır. Ve idareci atamalarında bu yetkinin, o birimdeki amirin önerisi ile en üst idareci tarafından kullanılacağı Kamu Personeli mevzuatında açıkça belirtilmiştir.

 

Üniversitemiz kuruluşundan sonra, başta 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve buna bağlı uygulama  yönetmelikleri gereği bünyesinde yeni idari ve akademik birimler oluşturulmuştur. Kurulan bu yeni birimlere yine mevzuat gereği birçok yeni idareci atamaları gerçekleştirilmiştir. Söz konusu bu atamalar gerçekleştirilirken, Dicle Üniversitesine bağlı iken Üniversitemize dahil edilen Siirt Eğitim Fakültesi’nin deneyimli personelleri göz ardı edilmemiş, açılan yeni kadrolara öncelikle ilgili Fakültede çalışan personellerimiz içerisinden “sicil notları”, “cezalar ve ödülleri”, ”önceki amirlerin değerlendirme raporları”, “işe uygunluğu”, “performans ve başarı durumu” gibi ölçütler esas alınarak yeterli bulunanlar “Tekniker”, “Ayniyat Saymanı”, “Daire Başkanı”, “Fakülte veya Yüksekokul Sekreteri” ile diğer uygun kadrolara atamaları yapılmıştır. Zaten söz konusu basın açıklaması öncelikle bu Fakültede memur iken, idareci olarak atanan personellerimizi üzmüştür. Elbette ki, yeni oluşturulan tüm idari ve akademik kadrolara, bahse konu Fakülte personellerinin atanması; mevzuat, yeterlilik ve liyakat açısından mümkün değildir. Geri kalan idari ve akademik birimlerdeki yönetici kadrolarına Kurum dışından, yetişmiş insan kaynağı içerisinden, alanlarında bilgi birikimi ve meslek deneyimi bulunan, kanun ve yönetmelik bilgisine hakim, liyakat sahibi personeller atanmıştır.

 

Önceki kadrosu Bilgisayar İşletmeni olup kendi kurumunda çeşitli tarihlerde defalarca Şube Müdür Vekili olarak görev yapmakta iken, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Atama Esasları başlıklı 52. maddesine istinaden ilgili Enstitü Müdürlüğünün önerisi üzerine Rektör tarafından kurum içerisinde boş bulunan Enstitü Sekreteri kadrosuna ataması yapılan personelimizin bu ataması ile ilgili olarak öncelikle şu önemli hususun bilinmesinde yarar vardır. Yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan     Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Daire Başkanı, Fakülte Sekreteri, Yüksekokul Sekreteri ve Enstitü Sekreteri gibi unvanlara yapılan atamaların sınavsız olacağına ilişkin açık hüküm “Yükseköğretim Üst Kuruluşları İle Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin 6. maddesinde yer almaktadır. Bu nedenle Şube Müdürü olarak görev yapan personellerimizin birçoğunun, geldikleri Kurumlarda memur veya eşdeğer kadrolarda iken, Üniversitemize önce Enstitü Sekreteri olarak atanıp belli bir süre o kadroda görev yapmalarının ardından şube müdürü olarak atanmaları hususunda, mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır. Zira Fakülte, Yüksekokul veya Enstitü Sekreteri olarak görev yapanların, hiyerarşik olarak müdür kadrolarından daha üst bir kadroda bulunmaları nedeniyle, Şube Müdürü kadrolarına atanmalarında hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. O derecenin hak edilmemiş olması o kadronun verilmesine de herhangi bir engel teşkil etmemektedir. Çünkü ilgili kadro için aranan minimum hizmet yılı (sekiz yıl)’dır. Ve bu asli şart da o kadroya atanan tüm personelimizce karşılanmaktadır. Ayrıca, bilgi birikimine sahip hiçbir personel yıllarca emek vererek oluşturduğu hayat düzenini, yaşadığı şehri, alıştığı iş ortamını ve en önemlisi ailesini daha küçük bir ilin başka bir Kurumunda bulunan aynı unvan ve kadroya geçmek için değiştiremez. Zaten yaşanabilecek böyle bir durumda terfi değil tenzili rütbe söz konusu olacaktır. Elbette ki, ihtiyaç duyulan iş tecrübesine sahip personeller için daha iyi koşullar oluşturulacak ki ilgili personelin o Kuruma geçişi sağlanabilsin. Zira geçiş yapılan Kurumca memurun bir üst dereceye atanması yapıldığı için o memurun naklen geçişine, mağduriyet ilkesi gereği, geldiği Kurumca da hukuken engel olunamayacaktır. Aksi bir durumda; yani aynı kadro ve unvanla geçiş yapmak isteyen bir memurun, çalıştığı Kurum tarafından naklen atanmasına, personel ihtiyacı bulunduğu gerekçesi ile izin verilmemesi söz konusu olabilmektedir.

 

Üniversitemizde Kurum içi görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının neden yapılmadığı hususu ise başlı başına kurum içi personel durumundan kaynaklanmaktadır. Zira Üniversitemizin kuruluşunda 18 olan idari personel sayısı bugün  130’a ulaşmıştır. Üniversitemiz idari personelinin yaklaşık %80(yüzde seksen)’i açıktan yeni atanan memurlardan oluşmaktadır. Ve daha yüksek unvanlı kadrolara atanabilmeleri için mecburi hizmet süreleri bulunmadığı gibi büyük bir kısmının hizmet içi eğitim faaliyetleri dahi halen sürmektedir. Böyle bir tabloda görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının ısrarla neden istendiği, kimler için talep edildiği ve bu talebin de nasıl adalet ve hakkaniyet ilkelerinin gereği ile bağdaşlaştırıldığı hususu değerli kamuoyunun takdirine bırakılmıştır.

 

Üniversitemize nakil yolu ile gelen personellerin belli bir sendikaya yönlendirilmesi hususu asılsız ve ciddiyetsiz bir iddiadır. Her sendika, Kurumumuzda kendi propaganda çalışmalarını özgürce yapabilmektedir. Ve Kurumumuzda çalışan herkes hür iradesine, kişisel seçim ve tercihine göre hareket ederek istediği sendikaya üye olabilmektedir. Üniversitemizde oluşturulan özgür düşünce ortamı sayesinde de bir sendikaya üye olma, üye olmama veya üyesi bulunduğu sendikadan ayrılma konusunda çalışanlara herhangi bir baskının yapılması söz konusu değildir. Ayrıca, ihtiyaç duyulan zamanlarda ilimizde bulunan tüm sendika yönetimleriyle, eğitim ve öğretim sorunları konusunda fikir alışverişi yapılması hususu, Kurumumuzun başarılı olmasında gerekli görülen bir çalışma şekli olarak kabul edilmektedir. Ancak; yeni bir Üniversite olmanın yaşattığı günlük iş yoğunlukları nedeniyle, Sayın Rektörümüz arzu ettikleri halde sivil toplum örgütleri ile her zaman için toplantı ve görüşme fırsatı bulamamaktadırlar. Bu durum, asla farklı şekilde algılanmamalı ve farklı mecralara çekilmemelidir. Kaldı ki Sayın Rektörümüz ilk sendika ziyaretini de söz konusu sendikaya yapmışlardır.

 

Üniversitemizce organize edilen sosyal ve kültürel etkinliklere, ya sendikaların tamamı davet edilir ya da etkinliğin konusu itibarıyla hiçbir sendika davet edilmez. Ancak davetiye gönderilme işlemleri zimmet defteri gibi resmi belgelere işlenmediği için maalesef bu durumun ispatı da yapılamamaktadır. Bundan sonraki tören ve etkinliklerde bu tür yanlış anlaşılmaların yaşanmasını engelleyecek farklı yöntemlerin uygulanması hususu ayrıca değerlendirilecektir.

 

Bir sendikanın yeni binasının açılışına katılan Sayın Rektörümüzün burada sarf ettiği sözler, maalesef kasıtlı olarak farklı ve yanlış anlamlara çekilmiştir. Söz konusu konuşmanın tamamı dikkate alındığında ilgili sendikaca seçilerek kullanılan cümlede verilmek istenen asıl mesaj; demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan sivil toplum örgütlerinin, toplumsal birer zorunluluk oldukları, zira sendikalaşma ve demokratikleşme süreçleri incelendiğinde, her ikisi arasındaki ilişkinin, hem ekonomik hem sosyal alandaki gelişmelerin bir göstergesi oldukları, ayrıca sivil toplum örgütleri sayısının bir ülkedeki demokratikleşme ve katılımcılığın gerçek birer örneği olduğu, sendikaların da işte bu anlamlarda değerlendirilerek  kamuoyunca yapılması gerekenin sendika ve diğer Sivil Toplum Örgütlerinin güçlendirilmesi ve bunların desteklenmesi gerektiğidir. Böyle önemli ve anlamlı bir açıklamanın kamuoyuna farklı şekilde yansıtılması, Kurumlar arası  çatışma ve kamplaşma ortamı oluşturmaya yönelik  bilinçli gayretlerin ürünüdür.

         Üniversitemiz Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nca, öğrenci ve personellerimizin beslenme ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çıkarılan yemeğin, çevre illerde bulunan diğer Üniversitelerin yemek bedellerinden daha yüksek olduğu iddiaları ise hiçbir ciddi ve mukayeseli araştırmaya dayanmamaktadır.  Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları düzenleyen Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4. maddesinde; “Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. ……. Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır” denilmektedir. Bu yönetmelik maddesine istinaden yemek maliyetlerinin bir kısmı öğrenci ve personellerimizden tahsil edilmektedir.  Aynı yönetmeliğin, ilgili sendikaca alıntı yapılan 9. maddesinde ise;             …….Kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, kira, amortisman, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” hükmü yer almaktadır. Bu hükmün yapılan açıklamada kullanılması söz konusu açıklamanın hiçbir  ayrıntılı araştırmaya dayanmadığını göstermektedir. Burada verilen yanlış ve eksik bilgiler ile kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır. Yemek hizmetinin sunulmasında çalıştırılan personelin giderleri elbette ki ciddi bir maliyet kalemidir. Ve yemek maliyetine dahil edilmektedir. Ancak Kurumumuzca yapılan yemek maliyeti hesabında zaten söz konusu yönetmelik hükmü uygulanmakta ve ilgili Başkanlığın kadrosunda olup yemek servisinde görevlendirilen tek bir personel bulunmakta ve bu personelin giderleri yemek maliyetine dahil edilmemektedir. Kurum kadromuzda bulunmayıp ihtiyaç gereği aşçılık hizmeti alımı ihalesi ile Kurumumuzda çalıştırılan 10(on) aşçının giderleri ise yemek maliyetine eklenmekte ve bu hususun da mevzuata herhangi bir aykırılığı bulunmamaktadır.

         Ayrıca, öğle yemeği servisinden faydalanan memurlardan alınacak olan yemek bedellerini  şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenleyen Maliye Bakanlığı’nın 08.01.2010 tarih ve 27456 sayılı 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği, Kurumumuzca belirlenen yemek bedellerinin en önemli hukuki dayanağıdır. Zira bahse konu tebliğin  3. Maddesinde “Kuruluşlar; hizmetlerinin özelliği, yemek maliyetleri ve yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması gibi hususları dikkate alarak belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebileceklerdir.” denilmektedir. Kurumumuz yemekhanesinde çıkarılan yemeklerin kalitesi, tadı, verilen miktarı, lezzeti ve menü çeşitliliği elbette ki fiyatını da belirlemektedir. Bu itibarla, en ucuz ve kalitesiz olanı değil, en sağlıklı ve en dengeli olan yemeği öğrenci ve personelimize sunmaya gayret etmekteyiz.

         Ayrıca; 2009-2010 öğretim yılı döneminde 1,50TL. iken bu yıl yapılan 0,25 Kuruşluk cüzi bir artışla 1,75 TL.’ye çıkarılan yemek ücretlerinden elde edilen bu artı gelirin büyük bir kısmı, zaten sosyal sorumluluk ilkesi gereği Üniversitemizde maddi imkansızlıkları yüzünden yeterli ve sağlıklı düzeyde beslenemeyen fakir öğrencilerimize geri döndürülmektedir. Şöyle ki; iki yıldır 110 öğrenci ile sınırlandırılan ücretsiz yemek bursu sayısı, ilimizin ve yaşadığımız bölgenin sosyo-ekonomik koşulları dikkate alınarak bu yıl 165 öğrencimize verilmek üzere artırılmıştır. Başta sendikalar olmak üzere sivil toplum örgütleri, çalışma ve müdahale alanlarını belirlerken, meslek ve ülke sorunlarının birbirinden ayrılamayacağını ve sorunların da ancak ön yargılardan uzak, objektif ve hakkaniyet ölçüleri içerisinde çözülebileceğini temel ilke olarak kabul etmelidirler. Kurumumuza karşı sözde Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasından söz edenlerin, günümüz koşullarını bildikleri halde 3 çeşitten oluşan ve Kamu kaynakları kullanılarak çıkarılan yemeğin, 1,75TL.'lik katkı payı ile satılmasına itiraz etmeleri,     zaten kendi açıklamalarına kendilerinin tezat düştüğünün açık birer ifadesidir.

Çevre illerde bulunan Üniversitelerden alınan ve açıklamada örnek verilen yemek bedellerinin bir kısmının gerçeği yansıtmadığı ve bu şekilde kamuoyuna yanlış bilgiler verildiği görülmüştür. Örneğin Fırat Üniversitesi Rektörlüğünce Kurumumuza gönderilen yemek bedelinin belirlendiği yönetim kurulu kararında, haftalık yemek kartı ücretinin 6,25TL. değil, öğrenciler için 7,50TL., personel için ise 10,00TL. olduğu görülmüştür.

Ayrıca haftalık personel yemek kartı Üniversitemizde 8,75 TL. iken bölge Üniversitelerinden olan;

- Hakkari Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00 TL.

- Fırat Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00 TL.

- Gaziantep Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00TL.

- Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 15,00 TL.

- Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00 TL.

- Adıyaman Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 12,50 TL.

- Ardahan Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 11,25 TL.

- Batman Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00 TL.

- Iğdır Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 10,00 TL.

- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde haftalık yemek kartı 10,00 TL.

- Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde haftalık personel yemek kartı 11,25 TL. olduğu, ilgili Üniversitelerden alınan bilgilerle tespit edilmiştir. Böyle bir durumda Siirt Üniversitesi personeline çevre Üniversitelerden daha pahalı bir şekilde yemek yedirildiği iddiası, hangi mantıksal ve matematiksel hesapla savunulduğu hayretle karşılanmaktadır.

 

Ayrıca  düşük fiyat belirleyen Üniversitelerin büyük bir kısmının, yemek hizmetini malzemeli olarak özelleştirdiğini, yani yemeğin Kamu İhale mevzuatı gereği en düşük teklifi sunan firmalara yaptırılıp personel ve öğrencilere dağıtıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Oysaki Kurumuzda öğrenci ve personelimize verilen yemeğin malzemesi Kurumumuzca alınmakta ve aşçılık hizmeti adı altında yine kendi Kurumumuzda özenle yapılıp dağıtılmaktadır. Rektörlük Makamına sunulan yemek ile öğrencilerin yemekhanelerinde yedikleri yemek aynı mutfakta, aynı kazanda üretilmektedir. Buna rağmen sağlıklı, zengin ve lezzetli olarak çıkarılan yemeğimizin fiyatının diğer Üniversitelerden fazla olmadığı yukarıdaki tablodan açıkça görülmektedir. 05 Kasım 2010 tarihinde ilimizde yaşanan ve yaklaşık 40 öğrencimizin gıda zehirlenmesine yol açan üzücü olayın ardından bu konunun ne kadar hassas ve önemli olduğu husussu tüm Kurumlarca daha iyi anlaşılmıştır. Üniversite olarak amacımız;  öğrenci ve personelimize nasıl olursa olsun  en ucuz yemeği yedirmek değil, onlara sağlıklı ve vücudumuzun ihtiyacına uygun olan dengeli yemeği yedirmektir. Ve bu yaklaşım, piyasacı yaklaşımın tam tersidir. Kurumumuz iddia edildiği gibi böyle bir yaklaşım içerisinde bulunmamakta, öğrenci ve personelinin menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmaktadır.

 

AÖF ve ÖSYM sınavlarında yapılan sınav görevlendirmelerinde yanlı davranıldığı yönündeki iddialar da yine tamamen asılsız ve art niyetli açıklamalardır. Üniversitemizce yapılan görevlendirmelerle kopya kuşkularının artacağının belirtilmesi, sanki söz konusu sendika üyelerinin bu sınavlarda görevlendirilmesi halinde kopya iddialarının söz konusu olmayacağı anlamına gelmekte ve böylece yapılan açıklamanın ne kadar ciddiyetsiz ve mesnetsiz olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Yine sınav yapabilme tecrübesine ve yetkisine sahip olmayan yetkisiz kişilerin sınavlarda görevlendirildiği iddiası da doğru değildir. Bu iddialar da sadece dolaylı yollarla kafalarda şüphe bırakmayı amaçlamaktadır. Yapılan sınavlar bu konuda tecrübeli ve bilgi birikimine sahip personelimizce ilgili sınavların uygulama yönetmeliklerine uygun olarak şeffaf bir süreçte tamamlanmaktadır. AÖF ve ÖSYM yetkililerince bu konuda Üniversitemize herhangi bir uyarının veya sorgunun  yapılmamış olması iddiaların yersiz olduğunu kanıtlamaktadır.

 

Kurumumuzda kamu kaynaklarının sözde eşe, dosta peşkeş çekilmesi ve kadrolaşmanın olması gibi haddi aşan iddialar, mesnetsiz, gerçek dışı ve iftira niteliğindedir. Bu nedenle yasal işlem yapma hakkımız, konunun yeniden ayrıntılı olarak değerlendirilmesi açısından saklı tutulmaktadır. Kamu kaynaklarının korunması hususundaki hassasiyetlerimiz dün olduğu gibi bugün de ciddiyetle sürdürülmektedir. Kurumumuzca yapılan alımların tamamı 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve uygulama yönetmelikleri hükümleri çerçevesinde yapılmakta olup herhangi bir şahıs veya zümreye ayrıcalık tanınması, esnek davranılması asla söz konusu değildir.  Başta yapım işi ihalelerinde olmak üzere Kurumumuzca yapılan mal ve hizmet alımlarında gösterilen titizlik Kurumumuz ile satın alma sürecine girmiş yerli ve yabancı tüm firmalarca bilinmektedir.

 

         Sadece Üniversiteler değil, sendikalar dahil tüm kurum ve kuruluşlar adalete ve hukukun üstünlüğüne riayet eden kurumlar olmalıdırlar. Adı geçen sendika tarafından hiç bir somut bilgi, belge ve veriye dayanmadan kamuoyuna aksettirilen açıklamalar sonucunda, gerek Kurumumuz ve gerekse personellerimiz töhmet altında bırakılmıştır. Kurumumuzun ve idareci kadrosunda görev yapan personelimizin itibarını hedef alan bu açıklamaların herhangi bir belgeye dayandırılmadan yapılmış olması esefle karşılanmakta, ayrıca bu durum sorumlu sendikacılık anlayışıyla da asla bağdaşmamaktadır. Kaldı ki, iddia edilen tüm hususlara ilişkin Kurumumuza intikal eden belge olması halinde gerekli yasal takibat yapılacağı açıktır.

 

         Siirt Üniversitesi, bu tür talihsiz açıklamalara rağmen Kanuni yetkiler ışığında, şeffaf yönetim anlayışıyla, güçlü ve dinamik kurumsal yapısıyla, dün olduğu gibi bugün de aynı heyecanla, aynı şevkle ve aynı kararlılıkla çalışmalarına devam edecektir. Bu tür mesnetsiz saldırılar  Kurumumuzun birlik ve beraberliğini, çalışma ve dayanışmasını artırmaktan başka hiçbir sonuca ulaşamayacaktır.

 

         Ayrıca Üniversitemize yönelik, kamuoyunu yanıltma hedefine dönük bu tür çabalara ve kişisel menfaatlerin ön planda tutulduğu değerlendirmelere prim vermeyen, tam tersine Üniversitemize güvenen ve destek sunan tüm Siirtlilere ve yerel basınımızın değerli temsilcilerine teşekkür ederiz.

 

        Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunulur. 22.11.2010

 

SİİRT ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

 

 

Bu haber toplam 2396 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!