1. YAZARLAR

  2. Eyüp Güzel

  3. Siirt Sevdalılarında bir tutam umut gecesi
Eyüp Güzel

Eyüp Güzel

Yazarın Tüm Yazıları >

Siirt Sevdalılarında bir tutam umut gecesi

A+A-

9 Mart Cuma akşamı İstanbul’da bir gece düzenlendi. Başkanlığını Hikmet Sevinç kardeşimin yapmış olduğu ve yönetiminde çalışmayı ve özellikle de Siirt ile ilgili koşuşturmayı, heyecanlanmayı seven insanların bulunduğu Siirt Sevdalıları isimli Dernek tarafından düzenlendi gece. Yaklaşık 2 ay öncesinden geceyle ilgili çalışmalara başlamışlardı. Hiç birisi işadamı değil. Her biri ya esnaf veya bir yerde çalışan insanlar. Kimisi de ev hanımı. İstanbul koca bir metropol kent ve bu kentte Anadolu şehirleri adeta birbiriyle yarışırlar. İşte bu yarış içerisinde Siirt’in de değerini yükseltmek, turizmini, kültürünü, geleneklerini daha fazla insana ulaştırmak gibi bir hayalleri var Siirt Sevdalılar Derneği’nin emektarı olan arkadaşların. Sadece bu değil. Aynı zamanda İstanbul’a gelmiş olan veya İstanbul’da doğmuş olan Siirtlilerin de kenti yöresel kültürlerinden kopmasınlar, memleketlerini unutmasınlar diye bir dertleri de var.

Diasporadaki Siirt değerine bir katma değer katabilmek için, bir tutam umut olsun diye bir gece düzenlediler. Masraflarının altından nasıl kalkacağız, 100 liraya satılan biletlerden gelecek paraları ne yapacağız, geceye katılacaklara ne hediyeler dağıtalım, kaç Siirtli öğrenciye burs verebiliriz diye ve daha birçok soruya cevap aradılar. Planlamasını yaptılar ve 2 ay boyunca harıl harıl çalışıp durdular. Dedim ya hiçbirisi sermaye grubundan değildi. Küçük imkânları ama büyük hayalleriyle düzenlenecek etkinliği ilmik ilmik ördüler. Açılan telefonların, gidilen ziyaretlerin, dökülen dillerin hesabını onlardan başka kimse bilmez. Şahsen başka benzer gecelere gittiğimde genelde yöneticilerin kendilerine salonun en gözde yerinde özel bir protokol masası yaptıklarına şahit olmuşumdur. Fakat bizim Siirt Sevdalıları Derneği yöneticisi olan arkadaşlarımızın o gece özel bir masaları yoktu. Oturdukları zaman herkesin arasında oturuyorlardı fakat genelde ayaktaydılar.

 

İki şey üzücüydü

Gecede dikkatimi çeken bazı hususlar oldu. Aileler bazında katılım yüksekti fakat katılması gerekenler yoktu. Örneğin sayısız derneklerimiz/vakıflarımız var İstanbul’da. İl, İlçe ve Köy derneklerimiz, vakıflarımız. Sayıları yüze yakın, belki de yüzü geçiyor. Birkaçı hariç hiçbirisini göremedim. Özellikle de gözüm İstanbul Siirtspor Kulübünün başkan ve yöneticilerini aradı gözlerim. Çünkü, Siirt Sevdalıları Derneği’nin başkan ve yöneticileri aynı zamanda İstanbul’da Siirtspor’un en önemli destekçileriydi. Hatta tek destekçileri. Öyle ki Derneğin Kadın Kolları bile İstanbul’daki Siirtspor’un maçlarına vakit buldukça kadın olmalarına rağmen gidip destek veriyorlardı. Siirt Vakfı başkanı Zeki Akyüzlü'yü de gecede göremedim. İşadamları, siyasiler, bürokratlar geceyi adeta görmezden geldiler. Üzücü sahnelerden birisi buydu.

İkinci mesele ise, sosyal medyada geceyle ilgili Siirt’ten bazılarının yazmış oldukları yazılar tam ibretlikti. Türkiye’nin herhangi bir yerinde Siirtli hemşerilerin bir araya gelerek dayanışma gecesi düzenlemişler. Biraz para toplayabilirsek bu parayla da Siirtli öğrencilere burs veririz diye dertlenmişler. Siirt’te bazıları bu durumdan ne kadar da çok rahatsız oldular. Yazdıklarını, yaptıkları yorumları okuyunca hayretler içerisinde kaldım. Neredeyse geceyi düzenleyenleri hainlikle suçlayacaklar. Neymiş, Siirt’in adını kullanmasınlarmış. Arkadaş Siirt’in adı senin tekelinde mi? Yerli yersiz eleştiriler yaparak herkesten daha mı fazla değerli Siirtli oluyorsun?

 

Selma Altınok ablaya bir özür borcum var

Bu arada geceyle ilgili Siirtliler.NET’te yaptığımız videolu haberde Derneğin Kadın Kolları Başkanı Selma Altınok ile yaptığım röportaja değinmek istiyorum. Kendisi “ben yaptım” şeklinde bir söz sarfediyor ve bu söz ne yazık ki yanlış anlaşılıyor. Bunun suçlusu ve sebebi de benim. Selma ablayı yıllardır tanırım. Yıllar önce Siirt Federasyonunun kurulmasıyla ilgili çalışmalarımızda ve kurduğumuz İstanbul Siirtliler Derneği’nde Kadın Kolları Başkanlığı yapmış ve müthiş bir enerjisi vardı. Anneler Gününde İstanbul’dan 56 Siirtli anneyi Siirt’e götürmüştük ve bu projenin en önemli ayağını Selma abla oluşturuyordu. Kendisiyle o dönemlerde yaptığımız sayısız toplantıların hiçbirisinde “Ben” sözünü hiç kullanmaz ve hep “Biz” derdi. Kendi ismi ön plana çıksın diye başkasını ezmeye çalışma gibi bir huyu asla yok. Siirt Sevdalıları gecesinde yaptığımız o röportaj tam da Siirt türkülerinin çaldığı, katılımcıların tam arkamızda halaylar çektiği yüksek gürültülü bir esnada yapılıyordu. Sorulara ve konuşacaklarına çok fazla hakim değildi. Ben ise soruya “Selma abla bu programa belliki kadın eli değmiş ve bunun arkasında senin olduğun da belli” şeklinde başlamıştım. Bu soru karşısında “evet, ben yaptım” şeklinde gayri ihtiyari bir cevap verdi. Selma ablayı yıllardır tanıyan biri olarak kendisinin “benlik” duygularına sahip olmadığına şahidim. Kendi için değil hep çevresi için çalışan bir ablamızdır. Haberdeki videoyu seyrettiğinde beni arayıp “ben nasıl öyle bir şey söyledim” diye üzüldüğü için bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. Seni tanıyanlar kalbini, niyetini bilirler ve seviliyorsun Ablam.

Bu yazı toplam 793 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!
4 Yorum