1. YAZARLAR

  2. Abdurrezzak Çelik

  3. Osmanlı'da Siirt'te görülen bulaşıcı hastalıklar ve mücadele yöntemleri
Abdurrezzak Çelik

Abdurrezzak Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı'da Siirt'te görülen bulaşıcı hastalıklar ve mücadele yöntemleri

A+A-

                                                                                   Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi  

                                                                                            Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

 

Çiçek, kızıl, kızamık ve veba gibi salgın hastalıklar tarih boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Ortaya çıkan salgın hastalıkların yanı sıra yaşanan kıtlık ve kuraklık gibi felaketler, sosyal hayatı her zaman derinden etkilemiştir. Buna bağlı olarak insanların toplumsal ilişkileri, yakınları, arkadaşları, akraba ve ailelerine karşı davranışları şekillenmiştir.

Hiç şüphesiz bu salgın hastalıklar ve neticesinde ortaya çıkan kitlesel ölüm vakaları kendiliğinden başlamamış, virüsler davetsiz bir misafir gibi insanlar arasında dolaşmamıştır.

Ve insanoğlu bir kez daha tüm dünyayı etkisi altına alan bir “yeni kuşak virüs” ile karşı karşıya.

Gelin hep beraber Sultan II. Abdülhamid döneminde Siirt’te yaşanan bazı bulaşıcı hastalıklarla Osmanlı Devleti’nin nasıl mücadele ettiğine kısaca bir göz atalım.

XIX. yüzyılda meydana gelen bulaşıcı hastalıklar devletlerin sağlık alanından yeni yatırımlar yapmasında önemli bir etken oluşturmuştur. Kolera ve veba gibi hastalıklar birçok insanın ölümüne neden olmuştur. Bulaşıcı hastalıkların getirdiği ölümler ve sağlık alanında yapılan modern anlamdaki gelişmelerle karantina teşkilatının temelleri atılmıştır. Bulaşıcı hastalıkların neden olduğu ölümler devletleri birbiriyle iş birliği yapmaya sevk etmiştir. Osmanlı toprakları dışında meydana gelen salgınlara karşı tedbir olarak karantina teşkilatı ve karantina meclisi kurulmuştur.

Osmanlı Devleti’nde yaygın sağlık hizmetleri belediyeler aracılığıyla halka sunulmaya başlanmıştır. Siirt sancağında sağlık hizmeti belediyelerde görevlendirilen doktor tarafından verilmiştir. Sancakta meydana gelen bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında askeri kışlalardaki doktorlar ve sağlık personeli de görevlendirilmiştir. Siirt sancağında ilk doktor kadrosu tahsisi 1873 yılında kararlaştırılmıştır.

Bu dönemde ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Siirt’te de karşılaşılan en büyük sağlık problemlerinden bir tanesi başta çiçek ve kolera gibi salgın hastalıklar olmuştur.   1889/1890 yılının kış aylarında Siirt’te görülen çiçek salgınına karşı Siirt mutasarrıfı Said Paşanın önderliğinde çok ciddi bir mücadele yapılmıştır. Erzurum’dan getirilen aşı kalemleriyle başta belediye tabibi olmak üzere diğer memurların özverili çalışmasıyla hastalıkla mücadele edilmiştir.  Kış aylarında olması nedeniyle ulaşımda yaşanan güçlüklere rağmen görevliler köy köy dolaşarak salgın hastalıkla mücadele etmeye çalışmışlarsa da ahalinin bilinçsiz davranışları nedeniyle şehir ve kasabalarda çocuklara aşı yapılamadığı zamanlar da olmuştur.

Halkın çiçek salgınına karşı bilinçlendirilmesi amacıyla Bitlis Vilayet Gazetesinde birtakım makalelere yer verilmiş ve hastalığa karşı bir takım korunma ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verilmiştir.

Gazetede çiçek hastalığının neden olduğu çıbanların tedavisi için birkaç terkip verilmiştir.

Sancakta görülen diğer bir hastalık kolera salgını olmuştur. Bitlis Vilayet Gazetesinin 4 Şubat 1890 tarihli nüshasında hem koruyucu hem de tedavi amaçlı birtakım tavsiyeler yer almıştır. Dikkat çekici tavsiyeler arasında şunlar yer almıştır:

  1. Her şahıs göğsünü güzelce örterek fanila kuşağını vücudun etrafına iki kere sarıp soğuk almamaya dikkat etmelidir.
  2. Ham meyve yemekten uzak durulacak ve olmuş meyveleri nadiren yiyecek asla yoğurt yenmeyecek.
  3. Soğuk su, ekşi ve soğuk meşrubatlar içilmeyecek mümkün olduğu kadar alkol içmekten uzak durulacak.
  4. İshal veya kabız olanlar yukarıda tavsiye olunan hususlara uyarak midelerini çok yemekle doldurmamalıdır. Kolera ortaya çıktığı zaman herkes ilan olunan tedbirlere riayet edecek ve mümkün olduğu kadar sebze, et ve balık yemekten uzak duracaktır. Özellikle et yemek yerine daha hafif yemekleri tercih edecektir.
  5. Pencerelerdeki kafesler aracılığıyla odaların havaları sabah ve akşam yenilenmelidir.
  6. Herkes geceleyin veya gündüzün çok yorulmaktan uzak duracak, gece havasından kendini muhafaza edecek.

Hastalıklarla mücadelede kısa sürede birçok kişiye ulaşılmasına sağlaması nedeniyle basım yayın organları aktif olarak kullanılmıştır. Böylelikle halkın bilinçlenmesi ve hastalıklara karşı korunması açıklanmıştır.

Siirt sancağı ve çevresinde çiçek hastalığıyla mücadele kapsamında çocuklara çiçek aşısı yapılmıştır. 1898 yılı Aralık ile Şubat ayları arasında 114 çocuğa aşı yapılarak mücadelede ilk adım atılmıştır. 1899 yılında Siirt merkez ve Eruh kazasında 75 çocuğa, 1900 yılında Siirt Merkez ve Şirvan kazasındaki çocuklara, 1901 yılında Siirt Merkez kazasında 15 çocuğa çiçek aşısı yapılmıştır. Yine 1901 yılının Temmuz ayında Siirt sancağında rüşdiye ve ibtidai mekteplerinde okuyan 65 talebeye ve ahaliden 375 çocuğa, aynı yılın Eylül ayı boyunca 500 çocuğa aşı yapılmıştır. 1902 yılında Siirt Merkez ve Garzan kazasındaki çocuklara çiçek hastalığıyla mücadele kapsamında aşı yapılarak hastalığın önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Siirt’te görülen bir diğer salgın hastalık kolera olmuştur. Özellikle çevre vilayetlerde görülen kolera hastalığına karşı karantina uygulaması da yapılmıştır. Musul’da 1889 yılının sonuna doğru baş gösteren kolera salgını Musul’la hudut olan şehirleri de tehdit etmiştir. Musul’un Siirt sancağıyla hudut olması nedeniyle uygun yerlere kordonlar çekilerek karantina oluşturulması ve Sıhhiye Nezaretince bu kurulan kordonlarda Siirt sancağında görev yapan belediye tabibinin görevlendirilmesi istenmiştir. Ancak Musul’da görülen kolera salgınının alınan tedbirlere rağmen Siirt’e ulaşması engellenememiştir. 1890 yılında Siirt’te görülen kolera salgını çok sayıda insanın ölümüne neden olmuştur. Salgına karşı ihtiyaç duyulan doktor ve diğer sağlık personeli talebini karşılamak için sancağa yakın askeri birliklerde bulunan tabiplerin gönderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir.

Siirt sancağının bulunduğu coğrafya, sosyo-ekonomik şartları ve iklim koşulları bulaşıcı hastalıkların yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Sağlık hizmeti belediyede görevlendirilen doktorlar tarafından yapılmıştır. Bulaşıcı hastalıkların görülmesiyle bazen merkezden yapılan atamalar, bazen de en yakın askeri birlikteki doktor ve sağlık personeli görevlendirilerek hastalıklara karşı mücadele edilmiştir. Bu dönemde devletin içinde bulunduğu zor durum, halkın alınan tedbirlere kayıtsız davranması, hayat koşullarının zorluğu gibi nedenler, bulaşıcı hastalıklar neticesinde birçok insanın ölümüne sebep olmuştur.

Tarih boyunca ülkemizde ve şehrimizde bulaşıcı hastalıklar görülmüştür. Zamanın koşullarına göre bu hastalıklarla mücadelede çeşitli yöntemler uygulanmıştır.

Önemli olan koruyucu hekimlik yöntemleriyle salgın hastalığın yaygınlaşmasını engellemek ve bu süreci en az zayiatla atlatabilmektir.

Başta gıda ve hijyen konusunda herkes üstüne düşeni yapmalı, gereksiz stoklardan kaçınılmalı, devletin belirlediği mücadele programlarına riayet edilmeli, resmî açıklamalar dışında sosyal medyadan halkta panik uyandıracak paylaşımlardan kaçınılmalıdır.

En kısa zamanda korona virüsünü de yenmemiz dileğiyle sağlıcakla kalın…

 

Bu yazı toplam 8346 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!
5 Yorum