1. YAZARLAR

  2. Bekir Berkay Türkay

  3. Öğretmenlerin Yaptığı Önemli Hatalar
Bekir Berkay Türkay

Bekir Berkay Türkay

Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenlerin Yaptığı Önemli Hatalar

A+A-

Öğretmenlerin Yaptığı Önemli Hatalar

 

            Öğretmenlere yönelik eleştirilerin çoğunun samimi olduğuna inanmıyorum. Halkımızın içinde gizli bir kompleksle öğretmenlere saldırı hırsı gitgide artıyor. Evinde 1-2 çocuğa tahammül edemeyen anne baba komplekslilerin eğitim disiplininden anladığı veya anlayamadığı şekliyle yetiştirdiği saygısız, züppe, anarşist bir nesil geliyor. Böyle bir neslin gelmesindeki payın yarısının ailelere ama diğer yarısının da öğretmenlere ait olduğunu kabul etmek zorundayız.

           

            Çocuğun eğitiminden sorumlu olarak aileler hata yapabilir ama öğretmenler hatası hele hele sürekli ve bilinçli hataları kabul edilemez. Öğretmen, hatası en az olan taraf olmak zorundadır ama öyle değil ve maalesef yıllar geçtikçe bu gerçek normal karşılanmaya başladı.

 

            Öğrenciler, aileleri tarafından aşırı “özgür” “gereksiz – aşırı özgüven” ile yönlendirilirken, öğretmenleri tarafından ise aksine aşırı ve gereksiz disiplin ile yönlendirilerek sürekli bir ikilem içinde yaşamak zorunda bırakılıyor.

 

Öğretmenlerin yaptığı hataların ana sebepleri arasında, işlerini herhangi bir meslek gibi yapmaktan, askeri eğitim ile öğrenciyi “gerçek hayata hazırlama” kavramını birbirine karıştırmaktan kaynaklandığı gibi konu başlıklarını saymak yanlış olmasa gerek.

 

Kısaca bu hataları madde madde yine kısa açıklamalarla sayacak olursak.

 

-Tutarsızlık: “Sizleri çok seviyoruz” diyen bir öğretmenin yaptıkları, öğretmen merkezli eğitim öğretim metotları, okul dışındaki samimiyetsiz yaklaşımlarıyla kurduğu o cümlenin dayanılmaz tutarsızlığı, öğrencileri hayata karşı iki yüzlü tavır almaya itiyor.

 

-Öğrencinin öğrenmesi yerine ders planına sadık kalmak: Mühim olan ders planın ilerlemesi değil öğrettiklerimizin öğrencinin kafasındaki plana yerleşip yerleşmediğidir. Sizin en önde gelen müfettişiniz vicdanınız ve öğrencileriniz olmalıdır.

 

-Her şeye not vermek: Öğrenciyi her zaman not ile tehdit etmek. Başarının ödülünün sadece not olduğu gibi kokuşmuş bir kavramı öğrencinin davranışlarına kazandırmak. Halbuki başarının tadını maç yapan veya seyreden galip taraf gibi hissettirmek veya başarının manevi hazzının olduğunu yaşatmak en doğrusudur.

 

-Not vermeyi devlet malını korumak gibi algılamak: Not verirken yani başarıyı değerlendirirken almak istediği ama miktarından hep şikayetçi olduğu maaşını veren yöneticiler gibi davranarak öğrenciye gramla hatta miligramla not dağıtmak.

 

-Öğrencilerle aranıza sınır koymak: Öğrenci ile arasına geçen yüzyılda kalmış bir alışkanlık olan soğuk devlet-millet ilişkisi duvarları örmek ve hatta bununla övünmek.

 

-Yardım istemekten korkmak: Hızla gelişen dünyanın gelişim hızını yakalamak hepimiz için zordur ve bu konudan muzdarip olanlar sadece öğretmenler de değil aslında. Öğretmenler bu konuda çok ama çok gereksiz gurur meselesi yaparak yetersiz oldukları konuda yardım istemekten çekinme alışkanlıklarını derhal bırakmalıdırlar. Bu hızla ilerleyen çağı yakalamak daha da zorlaşacaktır.

 

-Fikrini söylemekten korkmak: Öğretmenlerin çoğu açıkça fikirlerini söylemekten çekinirler çünkü nihayetinde onlar “devlet memurudur” ama yine aynı devlet tarafından onlara verilen en önemli görev ise “fikri hür, vicdanı hür” öğrenciler yetiştirmektir. Ne yaman çelişki değil mi?

 

-100 alan öğrenci olunca Öğretmenin 0 aldığını sanmak: Öğrencinin aldığı 100 puanın en az yarısı aslında öğretmenin becerisinden kaynaklıdır lakin tam tersi, öğrencinin aldığı her zayıf-az puan ise maalesef öğretmenin beceriksizliğinden ötürüdür.

 

-Bir zamanlar öğrenci olduğunu unutmak: Bazı öğretmenler sanki analarından öğretmen doğmuş gibi davranırlar. Öğrenciliklerinde de hiç yaramazlık yapmamışlardır. Bu davranış-düşünce tarzı maalesef öğretmeni hem iki yüzlü göstermekte hem de bilgi aktarırken oluşması gereken “güven” algısı yerle bir edilmektedir.

 

-Velilerle fazlasıyla resmi dilde konuşmak: Velilerle resmi dille konuşarak işin ciddiyetini, ehemmiyetini ve dahi zorunluluk durumu veliye hissettirdiklerini sanan öğretmenler ya bu milleti hala tanımamışlar veya hala 1900lü yılların başında kalmışlar demektir. Velilere Anne-Baba şefkatini, komşu samimiyetini gösteren dil kullanmayan öğretmen veliye ulaşamaz.

 

-Empati denilince öğretmen şapkasını çıkarmadan “empati” yapmaya çalışmak: Empati yapmak, olayı analiz etmek, eğitimci gözüyle yaklaşmak ve benzerleri asla “empati” yapmak demek değildir. Empati kendini öğrencinin yerine gönlünle, arzularınla, beklentilerinle, sevginle, saygınla koymaktır. Bunu başaran öğretmen İnşiAllah her daim başarılı olur.

 

Selam ve dua ile

Bu yazı toplam 1162 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.