1. HABERLER

  2. KÜLTÜR

  3. Ödüllü yorum yarışmasının kazananları belli oldu
Ödüllü yorum yarışmasının kazananları belli oldu

Ödüllü yorum yarışmasının kazananları belli oldu

Kültür ve tanıtım faaliyetleri kapsamında Siirtliler.Net tarafından başlatılan ödüllü yorum yarışmasında ödül kazananlar belli oldu.

A+A-

Belirlenen konulara yorum yapan her Siirtliler.Net okuru kitap kazanmaya adaydır. Yorumlar arasından en çok beğenilen yorum sahiplerine Siirtli bir yazarımızın kitabı hediye edilecektir.

 

Yorum Yarışmasında Amaçlanan 4 Hedef

 

1) Belki de birçoğumuzun tanımadığı Siirtli yazarları tanıyacağız.

2) Okumayı, kitabı ve buna benzer alışkanlıkları gündemde tutacağız.

3) Yazmaya zorlayacağız.

4) Belirlenen konularda farklı bilgi ve düşünceleri ortaya çıkaracağız.

 

EYLÜL AYININ KONUSU NEYDİ?

 

“ESKİ OYUNCAKLAR VE ŞİMDİKİ OYUNCAKLAR”

 

Tahta kılıçlar, bez bebekler, bilyalar(misketler) bir tarafta, akla hayale gelmeyecek tarz ve sayıda yeni oyuncaklar diğer tarafta… Birisi hormonsuz, tabii bir hayatın ürünü, diğeri bilgisayar oyunlarından da ilham alan şiddet ağırlıklı ürünler. Eski ve şimdiki oyuncaklarla ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

İstanbul’da ikamet eden kültür ve sanat adamı hemşehrimiz Mehmet Nuri Yardım’ın çocukluğundaki Siirt anılarını paylaştığı “YILDIZLARLA UYUMAK” adlı eserini aşağıdaki yorumcular kazanmıştır. Kitap yazarın imzasıyla yorumcuların adreslerine gönderilecektir. Aşağıdaki yorumcular, kazandıkları kitabı alabilmeleri için adres bilgilerini www.siirtliler.net@gmail.com adresine göndermeleri rica olunur.

 

KAZANANLAR:

M.Yahya SANCAR

Serhat ELÇİ

Fatih ÖZHELVACI

Nazlı ÖZHELVACI

 

 

KAZANANLARIN YORUMLARI

 

Fatih ÖZHELVACI

Geçmiş Kokan Oyuncaklar

Etrafa sanal dünyadan bakan çocuklar... Elbiselerini kirletmekten korkan çocuklar... Ahh! eski zamanlara kayıyor birden aklımız ne çok özlemişiz mahalledeki çocuklarla -taso- oynamayı, koşa koşa eve gidip ''anne üstüm kirlendi '' deyip bir posta dayak yemeyi... O kadar değişiyor ki zaman, gerçekliğini o kadar çok kaybediyor ki her şey. Birden dolabımın kapısını aralıyorum çekmecemden geçmiş kokan, sokak tozu kokan oyuncaklarımı çıkarıyorum gün ışığına. Bir diğer çekmeceden kardeşimin CD kutusu çıkıyor. Kız çocuklarının oyuncak bebekleri ellerinden düşüp bir bilgisayar ekranına hapsoluyor. Oyuncak arabaları ellerimizle yarıştırdığımız zamanlardan iki üç tuşun yönettiği zamanlara yöneliyoruz...

Hayalimizdeki dünya bile farklıydı eskiden. Yeni bir oyuncağımız olsun diye gecelerce ağlardık. Bayram sabahları, topladığımız paralarla koşa koşa bakkala gidip bir topaç alırdık ve akşama kadar oynardık. Ama şimdi; paralarını sadece bilgisayar oyunlarına yatıran çocuklar görüyoruz etrafımızda.

Şimdi ki çocuklara çocuk bile demek zor oluyor. Belki onlar çocuk olamadılar hiç sadece sanal dünyada yaşadılar!..

 

M.Yahya SANCAR

 

geçmişten geleceğe...

Geçmiş ve gelecek. Zaman harmanında gelişir ne zamana aldanır ne de yaşananlara. Durmadan gelişir farklılaşır. Bazen zorlaşır şaşırtır bazen de yaşama nice kolaylık katar. Ve bizler kapılıp gideriz geçmişin geleceğe bıraktığı izlerde. İstemesek de bizlerde benzeriz farklılıkların getirdiklerine.

Kapatıp gözlerimi dalmak istiyorum. Gülücüklerle dolu harabeler arasında oynanan oyunlara dönüp sarılmak istiyorum küçük ama mutluluk dolu bedenlere. Sevginin mutluluğun gerçekliğinde harmanlanıp gelişen çocuklukları düşünüyorum, geleceğe ışıl ışıl bakan gözleri hayal olmaktan çıkaran zamanları. Geçmişe dönmek bir kez daha devirmek 7 kuleyi, sobelenmekten korkmak saklanmak gizlice taşlar ardına, pencereden duymak istiyorum “hadi geç oldu eve gelin” diye annemin o narin sesini…

 

Bizim çocukluklarımız vardı. Kumlar üstünde yüzdürdüğümüz gemilerimiz, yerde bulduğumuz uzun kamışlarla koşturduğumuz atlarımız, annelerimizin elbiseler diktiği bebeklerimiz, tekerliklerini kaybettiğimiz arabalarımız vardı. Geçmişin serinliğine kaptırdığımız anlarımız vardı. Dostlarımızın oyuncaklar oldular. Yastığımıza birlikte baş koyduğumuz ayıcıklar vardı. Bizim yüreklerimiz vardı. Narin hassas yüreklerimiz. Oyuncaklarımıza kayboldukları an ağlayacak kadar bağlı yüreklerimiz.

Yok, artık çocukluklar kalmadı çocukların masumiyeti. Savaş oyunlarının kirliliği ardında yok oldu. İnternet kafe köşelerinde çürütüldü. Ne kadar yasak olsa da girdiğimiz her internet kafede daha doğru düzgün okuyamayan, elinde araba bebek olması gereken nice çocuk görmek artık normal geliyor insanlara. Belikli artık herkes kesmiş umudunu temiz yürekli çocuklardan. Kendimize benzetir olmuşuz o masum yürekleri. Kendi kirliliğimizde boğduk onları. Bizler onlara savaş oyunlarını internet kafeleri överek örnek ağabeyler olduk. Şimdi ne kadar yakınsakta yaşanılanlardan, eğer yanlışları düzeltmek çabasında bulunmayacaksak sayfaları doldursak hiç anlam ifade etmez. Bizler teknolojinin nimetlerini düzeyli kullanarak faydalı hale getirebilir. İlkokula giden masumları bilgisayar başında oturtarak oğlum küçük yaştan öğrensin her şeyi bilsin amacı ile yaptığımız yanlış davranışlardan bir an önce kurtulmaktır doğru olan.

 

Bırakın o çocuklar eğlensinler kumlar üstünde koştursunlar parklarda eğlensinler doya doya. Kaldırın teknolojiyi en azında o narin yürekler gelişene kadar. Kaldırın ki bir gün size bana çocukluğumu verin diye haykırmasın o masum gözler…

 

 

 

Serhat ELÇİ

 

“ESKİ OYUNCAKLAR VE ŞİMDİKİ OYUNCAKLAR”

eski oyuncakların günümüz oyuncaklarına göre birçok avantajı vardı.

nedir eski oyuncaklar : En basitinden taş ve sopadır. Üçtaş beştaş veya dokuztaş yahut kaydırak oyunu için her yerde taş bulunabilir. Sopa denilen basit bir ağaç dalı çocuğun hayalgücünde at, araba vb işlere yarar. Bir ağaç dalından yapılan sapan tabii bir oyuncaktır. Yine tabii bir oyuncak uçurtmadır. Gazete kağıdını kullanarak ve bir iple uçurarak oyuncak haline gelir. Bir ip, ip atlama ve çekişme oyunu için de kullanılır.

 

günümüz oyuncakları nelerdir peki : teknolojik dijital oyuncaklar. Konsol oyunları yeni oyuncaklardır ama ekranda oynanırlar. şimdi efenim nedir bir oyuncaktan istenen ?

bence bir oyuncağın ya da bir oyunun çocuğa kazandırması gerekenler şunlar olmalı ;

1)çocuğun zihinsel gelişimine katkı sağlamalı. 2)çocuğun hayal gücünü geliştirmeli 3) fiziksel anlamda çocuğu çok zorlamamalı ancak fiziksel gelişime yardımcı olmalı 4) sağlıklı olmalı çocuğun sağlığını bozmamalı 5) ve tabii ki eğlenceli olmalı :) bu bilgiler ışığında eski ve yeni oyuncakları-oyunları karşılaştırcak olursak, eski oyuncakların-oyunların çok daha üstün olduğunu görürüz.günümüz oyuncaklarının fabrika yapımı olması,ekrandan oynanaların gözü bozması,küçük plastikten olanların kanserojen medde ihtiva etmesinden mütevellit bu oyuncaklar baştan kaybetektedir.

bunun yanında eski oyunlar ve oyuncaklar çocuğun hayal gücünün gelişmesine son derece ciddi katkı sağlamaktaydı.oyunun yaratılış sürecine çocuk bizzat dahil olduğu, kuralları istediği gibi değiştirebildiği,kendi oyuncağını kendi yaptığı için çok daha aktif rol oynamakta, beceri,hayalgücü,fiziksel güç ve en önemlisi bi çok bakteri ve mikroba karşı doğal bağışıklık kazanmaktaydı. bu nedenle günümüzde ebeveynlerin çocuklarının bu günümüzün getirdiği oyuncakları kullanmasına sınır koymalı,onları pikniklerle-gezilerle doğayla tanıştırmalı.aksi taktirde 15 yaşına gelmiş çocuğunuzun yazılımdan anladığını ancak ağaca çıkamadığını görünce çok şaşırırsınız !

 

 

 

Nazlı ÖZHELVACI

 

Bazen zaman nasıl da hızla ilerliyor diyorum… 

Bazen zaman nasıl da hızla ilerliyor diyorum… Düne kadar müstakil evlerde, aynı mahallede büyüdüğüm kişilerle neler oynardım… Uzuneşek, körebe, misket, yakan top, ip atlama, çivi, tüf tüf, birdirbir, gazoz, seksek, çelik çomak, çember çevirme, istop, saklambaç, mendil kapmaca vs... Hepsi ayrı bir hastı, hepsi ayrı bir değerdi…

 

Bugüne bakıyorum, şimdiki çocuklara bakıyorum. Onlar için o kadar üzülüyorum ki… Evlerinde daha güvenli olurlar düşüncesiyle, aman çocuğum dışarıdan mikrop kapmasın hasta olmasın düşüncesiyle aileler çocuklarını modern oyunlarla sokak oyunlarından mahrum bırakıyorlar bu yüzden günümüzde ne o mahalle arkadaşlıkları ne de o birbirleriyle itişmeli kakışmalı sevgiyle dolu oyunlar kaldı… Sokak oyunlarının yerini günümüzdeki ev oyunları doldurdu…

 

Teknoloji o kadar gelişti ki… Oyun mu istiyorsun aç bilgisayarını istediğin her türlü oyunu oyna… Aynı hası alamayacağını bile bile… O sokak kokusunu içinde hissedemeyeceğini bile bile… Misal sokakta yakalamaca oynarken hatırlarım da kan ter içinde kalırdık, o kadar susardık ki eve gitmezdik bir daha sokağa çıkamayız diye bu yüzden en yakın camiye giderde su içerdik… Bazen içimizden biri düşer dizini kanatırdı, onun için endişelenirdik belki de endişelenme, sevinme, gülümseme hislerini de bize o sokak oyunları öğretti… Bazen bütün mahalle çocuklarıyla kaldırımda oturur sohbet ederdik… Belki de kimimizin ilk arkadaşlıklarına tanık oldu o sokaklar, o oyunlar…

 

Şimdi hangi bilgisayar oyununu acarsak açalım, evimize hangi modern oyunu alırsak alalım ne o günkü duyguları yaşayabileceğiz ne de o mutluluğu…

 

Bu haber toplam 2360 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!