bbturkay @ gmail.com

Partin için Ülkeni satar mısın?

 

            Siyasi hayatımızda partilere yüklediğimiz anlamlar, değerler, görevler bazen bizi uyuşturucu almış müptelalara dönüştürüyor. Öyle ki parti senin için her şeyin üstünde fanatik bir manyak gibi takip edeceğin ve dahi ahlakını, namusunu, insanlığını bir kenara koyacağın kurum haline geliyor. Eskiden beri bizler zaman zaman bu haldeki insanlara rast geliyor ve kendi fikir dünyamızdan olsa bile bu tür aşırılıkları tasvip etmiyorduk, en azından ben ve ailem böyle yapıyorduk. Şeytanın sağ taraftan yaklaşması gibi bir hal alan parti fanatikliğinin veya manyaklığının bizi  “putçuluğa” “şirke” “ahlaksızlığa” götürdüğünü görmek beni üzüyor ve kızdırıyor doğrusu.

 

            Türkiye’deki toplumsal yapıdan bahsederken İslami kaygıları olan veya az olan gibi yumuşak birleştirici tanımlamalar kullanmak beni her zaman rahatsız etmiştir. Ülkemdeki toplumsal yapıda inanç merkezli bir analiz yapılsa üç aşağı beş yukarı şu gruplardan bahsedebiliriz sanırım.

 

1.     Müslüman A: Şartsız bir şekilde Allah’ın tüm emir ve yasaklarını zaman ve mekandan münezzeh algısıyla bilerek, anlayarak ve uygulayarak yerine getirenler.

2.     Müslüman B: Şartsız bir şekilde Hem Allah’ın hem de bulunduğu grubun liderinin emir ve yasaklarını az çok bilerek, anlayarak ve uygulayarak yerine getirenler.

3.     Müslüman C: Dini bir grupmuş gibi görünüp aslında marjinal silahlı siyasi gruba maske takarak yarı ateist olanlar.

4.     Müslüman D: Ananesinin de başörtülü olduğundan dem vurup İslam’ın şeker ve kurban bayramı ritüellerini yerine getirerek Müslüman olduğunu sananlar.

5.     İçlerinde İslam düşmanlığını patlamaya hazır yanardağ gibi tutmaya çalışıp ama azcık Müslüman da olsa tabanına hiç istemeyerek “hümanist İslami” mesaj verenler.

6.     İslam Düşmanlığını hiç çekinmeden fütursuzca her fırsatta dile getirip açıktan savaşını verenler ki bu tipler “gerçek İslam”’ı da çok iyi bildiklerini söyleyip a) İslamın aslında Komünistlik olduğu iddia ederler b) İslam veya tüm dinlerin “iğrenç” olduğunu iddia ederler.

 

Bu grupları çoğaltmak mümkündür ama konumuzdan ayrılmamak için bu kadarla yetinelim derim. Müslümanlığın azı veya çoğu olur mu tartışmasına da girmek istemiyorum. Burada sadece sosyolojik bir analiz yapmaya çalışıyoruz. Bu grupların nüfusa oranına bakarsak İslami olan veya en azından İslami görünmek çabası olan insanların oranı %80 civarıdır, üstü vardır altı yoktur.

 

Türkiye’deki Anayasa maddelerine bakıp anladığımız olmazsa olmazlarımızı aslında ülkenin lideri her fırsatta dile getiriyor.

Tek Vatan

Tek Millet

Tek Devlet

Tek Bayrak

 

“Bunların dışında her madde tartışmaya ve değiştirilmeye açıktır” diyor aslında. Hangi siyasi görüşten olursanız olun bu dört değere inanıyor ve dahi canınız pahasına savunuyorsanız Türkiye sizin evinizdir. Aksi ise birinin Diyarbakır Belediye Binasının merdivenlerinde aynaya bakarak söylediği sözle perçinlenir!

 

Sonuç olarak Afrin vb. operasyonlara şu veya bu şekilde Yunanca, Amerikanca, Avrupaca veya Çukurca bakmak, eleştirmek, hayvanileşmek en hafif deyimle “hainlik”tir.

 

Parti Manyaklığından dolayı ülkendeki bir diğer partiyi eleştirmek amacıyla Vatanını, Milletini, Devletini ve Bayrağını satan bir pezevenk olmak seni rahatsız etmiyorsa, defol ülkemden!

 

Ülkeme saldırıldığında insanlık aklına gelmiyor, ülkem savunulduğunda hayvanlar aklına geliyorsa, defol ülkemden!

 

Senin insanlığın Müslümanlar katledilirken sessiz kalıp, emperyalist uşağı kan içici teröristler içinse sadece, defol ülkemden!

 

Kısacası, defol ülkemden ey hain!