1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Kasım Ceylan, referandumu anlattı
Kasım Ceylan, referandumu anlattı

Kasım Ceylan, referandumu anlattı

Son aylarda sıkça tartışılmasına rağmen ne EVET ne de HAYIR diyen vatandaşın büyük çoğunluğunun niçin EVET yada HAYIR dediğini bilmediği görülüyor. Referandum ile ilgili sorularımızı Ceylan'a sorduk. Ceylan referandumu, Türkiye'nin tarihi seyriyle birlikt

A+A-

KASIM CEYLAN İLE REFERANDUM KONULU SÖYLEŞİ

Açılımın adı her ne olursa olsun bu açılımın sonucu Meclis’e getirilen Anayasa değişiklik paketinin ülkemize, demokrasimize, halkımıza, insan hak ve özgürlüklerine bir katkısı olacaksa konuyu bu gözle değerlendirip kasım ceylan referandumu anlattıanayasa değişiklik paketine karşı tavrımızı bu gözle belirlememiz gerekir. Bunu şu açıdan söyledim;

Anayasa, her vatandaşı ilgilendiriyor. Sadece belli bir parti ya da kesimle sınırlı bir şey değil. Bu yüzden sırf Ak Parti Hükümeti bu değişikliği getiriyor diye sadece siyasi particilik mücadelesi içinde bakılması saf ve kısır bir bakış açısıdır.

SİİRTLİLER.NET

Bütün siyasi partiler, Anayasa değişikliğinde; tarzı, ortaya çıkışı ve değerlendirmelerini eleştirebilirler. Fakat meclisteki kapılarını tamamen kapatıp “ben bu konuyu görüşmeyeceğim” demeye hakkı yoktur.

Sırf Ak Parti bu değişikliği getiriyor diye, sadece siyasi particilik mücadelesi içerisinde bakılırsa bu çok kısır bir döngüdür. Maalesef benim gördüğüm de budur. Tarz olarak eleştirebilir, ortaya çıkışını ve değerlendirilişiyle ilgili eleştirebilirsiniz ancak meclisteki partilerin kapılarını tamamen kapatıp ben “ben bu konuyu görüşmeyeceğim” demeye hakkı yoktur. Özgürlükler açısından ülkemizin daha üst bir sınıfa ulaşması açısından tüm partilerin katkıda bulunmaları gerekirken, buna engel olmaya çalışmaları, bırakın kıyısından köşesinden tutup desteklemelerini, tamamıyla kapılarını kapatıp sanki bir partiye değişiklik yapılıyormuş, siyasi bir çıkar varmış gibi değerlendirmeleri yanlıştır, kamuoyunu yanıltmadır.

Anayasa değişiklik paketinde bulunan maddeleri tek tek incelediğimiz zaman hiçbirisinin vatandaşa, insan hakları ve özgürlüklerine katkı sağlamayacak maddeler olmadığını kimse iddia bile edemez. Ben bir vatandaşım diyen, bırakın bir sosyal demokratım diyen insanı bir vatandaşım diyen insana bile sağlayacağı katkıyı görmemek mümkün değil. Bu anlamda partilerin “görüşmüyoruz” demeleri, kapıları kapatmaları yanlıştır. Demokrasi, ülkenin her insanına lazımdır. Sadece Ak Parti’ye veya herhangi bir siyasi partiye değil.

Ama ısrarla Ak Parti, kendi anayasasını hazırlıyor diye iddia ediliyor!?

 

Diyalog yolunun kesilmiş olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Ak Parti tarafından ısrarla “biz böyle bir taslak hazırladık. Gelin görüşelim. Farklı öneriniz varsa siz de önerilerinizi getirin.” denildi. Asla “biz kendi hazırladığımızı olduğu gibi geçirelim” denilmedi. Ama ne yazık ki partiler ne yaptılar? “Hayır” dediler ve görüşmediler. Peki neydi normalde yapılması gereken şey? Siz bunu tümüyle yanlış buluyor olabilirsiniz. O zaman alternatif bir paket hazırlar, ortaya koyarsınız. Buna rağmen Hükümet, sizin görüşlerinizi kabul etmiyorsa, mutabakat yolunda bir adım atmıyorsa, uzlaşmaz bir tavır içine giriyorsa o zaman haklılığınızı dile getirebilirsiniz. Hiçbir görüşme yapmadan, hiçbir görüşme yoluna bile açık kapı bırakmadan değişiklik paketini sadece bir partinin yasasıymış gibi iddia bulunmak siyaseten doğru bir tavır değildir.

Muhalefet, muhalefetliğini yapmasın mı yani?

 

Ortaya getirilen anayasa değişikliği ülke menfaatine olacaksa bu değerlendirmeyi iyi yapmak lazım. Muhalefetin bir çekingesi olmuş ise, demokrasi açısından daha iyi bir önerisi var ise hükümetle görüşür, önerisini ortaya koyup mutabık kalabilirlerdi. Böylece “Ak Parti kendi anayasasını hazırlıyor” diye ortalığı bulandırmalarına gerek kalmaz, ülkeye mal olurdu. Hükümet te, muhalefet te siyaseten nasibini almış olurdu.

Peki, çok basit ve düz bir soru: Milletin karnını doyurur mu bu Anayasa değişikliği?

 

Direk olarak insanın midesiyle, cepleriyle bir ilişkisi olamaz elbette. Fakat demokrasinin yerleşik hale gelmesi, daha üst seviyeye çıkması ülkemizin her türlü sistemdeki çarkının daha iyi çalışmasına sebep olacaktır. Bu durum, siyaset açısından, sosyal, toplumsal açından, ekonomik açıdan ülkemizi daha üst seviyeye çıkarma zeminini hazırlayacaktır. En azından, siyasi anlamda bir takım sıkıntıların giderilmiş olması, ekonomik olarak ta katkı sağlayacaktır. Ülkemizde ne yazık ki defalarca siyasi krizlerle ekonomi tepe taklak edilmiş, allak bullak edilmiştir. En basit örneği; Anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla borsaların, dövizlerin nasıl fırladığını hepimiz hatırlıyoruz. Özellikle de bizim gibi ülkelerde siyasi istikrar ile ekonomik istikrar arasında canlanma, gelişme arasında ciddi bir ilişki bulunuyor. Bu anlamda anayasa değişiklik paketinin, referandumda yani halkın oyuyla kabul edilmesi, ekonomik açıdan muhakkak bir fayda hatta önemli bir fayda sağlayacaktır.

SİİRTLİLER.NET

Niçin “EVET” denileceğini biraz daha detaylandıralım mı?

 

Aslında ülkemizin ihtiyacı olan topyekün bir Anayasa değişikliğidir. Fakat muhalefetin kısır döngüsü, toplamda 26 maddelik bir değişikliğin çıkmasına ancak bir zemin hazırlamıştır. Önemli olan birkaç maddeyi sıralayım size;

-          Siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması için,

-          Siyasi yasakların yeniden düzenlenmesi için,

-          Askere, sivil yargı yolunun açılması için,

-          Anayasa Mahkemesi’nin, HSYK’nın yapısının değiştirilmesi için

Bunlar aslında ülkemizin demokrasisine çok büyük katkılar sağlayacak, daha katılımcı, daha demokratik bir seviyeye çıkmasına sebep olacak çok ciddi madde değişiklikleridir. Herkes kar ve zararı iyi değerlendirmelidir. Tek tek bu maddelerin hepsine “ben insan hak ve özgürlüklerinden yanayım” diyen insanın karşı çıkacağına inanmıyorum. Şartlanmış olanların “ne olursa olsun muhalefet ederim” diyenlerin haricinde, kimse buna karşı çıkamaz. Olayın klasik anlamda “ben Ak Parti’liyim desteklerim” ya da “ben muhalefetim karşı çıkarım” döngüsünden çıkarılması gerekir. Kısa bir ufuk turu yapalım isterseniz.

İnsanlık tarihi boyunca, eski Yunan kentlerinde yaşanan ilkel yönetimler, Ortaçağ’dan başlayarak krallığın, sultanlığın hâkim olduğu dönemlerden günümüz demokrasisine kadar olan yakın tarihimizi bir inceleyecek olursak, bireysel hak ve özgürlüklerin 1215 Magna Carta’dan başladığını görürüz. Magna Carta, büyük özgürlükler sözleşmesi anlamındadır. Özellikle dinsel kurumların da araya girmesiyle kişilere şu anlamda bir özgürlük tanındı; o zamanlar bir kimse kralın ağzından çıkan iki kelimeyle her türlü mahkûmiyetle karşı karşıyaydı. Magna Carta Sözleşmesi ile ilk kez bir insan muhakeme edilmeden, hâkim karşısına çıkarılmadan her türlü ceza-i müeyyide’ye maruz kalmayacağına dair bir karar alındı. O günden bugüne sürekli olarak mutlak monarşinin gücünün azalıp, halkın daha çok hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir gelişme yaşandı. Bu günümüzdeki demokrasi olgusunun oturup bir sistem olarak uygulandığı döneme kadar geldi.

SİİRTLİLER.NET

Magna Carta’dan sonraki insan haklarıyla ilgili bugün dünyada genel kabul gören en önemli aşama İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’dir. 1948’de BM Genel Kurulu’nun, Paris’te yaptığı toplantıda kabul edilmiştir. Beyannamenin kişisel hak ve özgürlüklerle ilgili getirmiş olduğu demokratik hakları hepimiz biliyoruz. Madde olarak tek tek üzerinde durmaya gerek yok. Demek istediğim, demokratik gelişim içinde bu bahsettiğim 1948’de kabul edilen beyannameye kadar çok büyük mücadeleler verilmiştir. Büyük acılar çekilmiş, büyük bedeller ödenmiştir.

20. yy’da sistem olarak dünyanın belirli ülkelerinde demokratik uygulamalara geçişinden sonra insan haklarıyla ilgili önemli gelişmeler yaşandı. Bu ülkelerin imzaladıkları sözleşmeyle kendilerini bağladıkları maddeler var dı. Düşünün ki bu beyannameyi kabul ediyorsunuz ama kalkıp ülkenizde 30-40 yıl önce bu beyannameleri rafa kaldırıyor, darbeler yapıyorsunuz. Halk iradesiyle gelmiş olan bir yönetimi, hangi amaçla olursa olsun askeri bir müdahaleyle, şiddet yoluyla, silahlı kuvvetlerin gücüyle devre dışı bırakıyorsunuz. İşte ne yazık ki ülkemizin bugün içinde bulunduğu durumun resmi böyledir.

Değişiklik paketinde en önemli maddelerden biri de 1982 Anayasasında bulunan geçici 15.Madde’nin kaldırılıyor olmasıdır. Yani bir daha askeri müdahaleye yeltenen kişilerin sivil mahkemelerde yargılanacağını ve onların hiçbirinin dokunulmazlığının olmayacağı manasına geliyor. 82 anayasasını yapanlar kendilerini korumak için işte bu 15.Madde’yi getirdiler.

Nasıl yani bu madde değişiklik paketinden kaldırıldı mı?

 

Geçici 15.Madde’nin özü şudur; 1980 darbesini yapan darbecileri koruyan, onların hiçbir şekilde yangılanmayacağını ifade eden bir maddedir. Tabi bu madde bundan sonra da darbe yapma niyetinde olanlara, onların lehine, onları gelecekte koruyabilecek bir maddeydi. Bunun kaldırılacak olması bir daha Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kurum olarak kastetmiyorum ama o kurum içerisinde darbeye yeltenen bir grup olabilir, kendilerini koruyacak böyle bir maddenin olduğunu bilmeleri kendilerine daha rahat bir zemin hazırlıyor. Askeri yargıda değil, sivil yargıda yangılanacaklarını bilmeleri darbe niyetlerini daha aza indiriyor. 12 Eylül’de biz bu maddeye “kaldırılsın” diye “EVET” diyeceğiz.

Önceki konumuza tekrar dönmek istiyorum. 1948’den sonra 1952’de kadınların siyasi haklarına ilişkin bir sözleşme imzalandı. 1959’da ise çocuk haklarına ilişkin bir sözleşme imzalandı. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin oluşmasından sonra AB’nin hem ekonomik hem de siyasi kriterlerinin olduğunu biliyoruz. Şu anda ülkemiz adına, değerli hemşehrimiz sayın Egemen Bağış’ın Başmüzakereci olarak görevini yürüttüğünü hepimiz yakından takip ediyoruz. Ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu süreç içinde konumuzla ilgili olan 1993’de Kopenhag Kriterleri diye ortaya atılan demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin, Avrupa Birliği normlarına her ülkenin uyması gerektiğiyle ilgili açıklanan siyasi kriterler mevcut.

Her ülkede çok partili demokratik bir sistemin olması bu kriterlerden biridir. Hukukun üstünlüğüne saygı, idam cezasının olmaması, ırk ayrımcılığının ortadan kaldırılması ve kadınlara karşı ayrımcılığın olmaması gibi maddeler içeriyor. Bu maddelerin kesintisiz uygulandığı bir demokratik yapı isteniyor ve Avrupa Birliği’nin günümüz dünyasında sağlıklı bir yapıya kavuşması için istenen maddelerdir bu maddeler. Bu maddelerin Türkiye’de uygulanıyor olması ne kadar mesafe katetmiş olduğumuzu gösteriyor. İdam kaldırıldı, kadınların temsil edilme hakkı, seçme ve seçilme hakkıyla ilgili eksikliğimiz yok. Anayasal düzenimizde ırk ayrımcılığı yok. En önemlisi ise çok partili demokratik bir sistemin olmasıdır.

SİİRTLİLER.NET

1982 Anayasası’nın 1960 Anayasası’ndan daha geri bir Anayasa olduğunu görüyoruz. Devlet ön plandaydı. Bugün getirilen değişiklikler ile bireyler artık devletin önüne geçecektir. Günümüz dünyasında hukuk daha çok birey için vardır. 1982 Anayasası’ndaki bireysel hakları kısıtlayan maddelerin değişmemesine herhangi bir şekilde katkıda bulunmak insan haklarına karşı çıkmaktır. Vatandaş bu konuyu bilmeyebilir. Tepki göstermemesini anlarım. Ama kurumsal açıdan partilerin bu kadar önemli olan sistemin daha demokratik hale gelmesi için bireylerin kişi hak ve özgürlüklerinin daha çok artması için ortaya atılan bu Anayasa değişiklik paketine karşı çıkmalarını hakikaten anlayamıyorum.

Vatandaş bu referandumu nasıl görmeli? Ne kadar önemsemelidir?

 

Acı çekmiş olan insanların, hapishanede yakını bulunan insanların, köyünü terk etmiş insanların, bireysel açıdan daha çok hak isteyen insanların ciddi bir şekilde bu durumu kavrayacağını, anlayacağını ve EVET yönünde oy kullanacağına inanıyorum.

80 ihtilalinden sonra sıkıyönetimli bir dönem yaşadık. Dünyada, çeşitli ülkelerde çok farklı gelişmeler yaşanırken, ülkemizin Doğu’sunda ocaklar sönüyor, köyler boşaltılıyordu. Köylerini terk etmek zorunda kalan insanların hangi yaşam kriterlerine sahip olduklarını biliyoruz. Anayasa değişiklik paketi artık darbelerin önünü kesiyor. Aynı zamanda darbecilere de yargılama yolunu açıyor.

Madde değişikliklerinden birisi de askere, anayasal düzeni değiştirmeye yönelik herhangi bir girişimde bulunanlara sivil yargı yolunun açılması olduğunu bahsetmiştik. Askeri yargı daha hukuki bir yargıya kavuşturuluyor. Halen yürürlükte olan 82 Anayasası’na göre askeri hiyerarşik bir yapı içinde mahkemelerin oluşturulduğunu görüyoruz. Eski karanlık dönemlerin hortlamaması için bu tür bir anayasa değişikliğinin demokratik düzene faydası olacak ve bu tür girişimlerin önünü kesmeye ciddi bir cesaret verecektir. Bundan sonra her halde sivil yargıda muhakeme edilecek olması haliyle darbe niyetinde olanların önünde bir set olacaktır.

Son yıllarda bölgemizde ekonomik girişimlerin, canlanmaların ya da bu yönde niyetlerin olduğunu görüyoruz. Eski dönemlerin hortlaması daha mı iyi olacak? Olağan dışı yönetimlerin olduğu bir döneme götüren yolların kapandığı, huzura, istikrara götüren bir  düzenin olduğu bir sistem istiyorum.

Başka ne gibi maddeler var, değişiklik paketinde?

 

Maddelerden bir tanesi de; “Dilekçe bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” maddesidir. TBMM Başkanlığı’na bağlı olarak bir kurum kurulacak ve kişiler iç hukuk yollarının tükendiği bir noktada bu kuruma başvurabilecekler. Diyelim ki mahkemelik oldunuz ve mahkeme sizin aleyhinizde karar verdi. Ama haklı olduğunuza da inanıyorsunuz. İşte bu kuruma müracaat edip sizin mahkeme sonucunun bu kurumca değerlendirilmesini istiyorsunuz. İşte bu ortak bir akıl sağlayan kurum vazifesi görecektir.

Bir başka madde; “Özel hayatın gizliliği” maddesiyle ilgili de yeni bir düzenleme getiriliyor. Herkes kendisiyle ilgili kişisel bilgilerini saklama hakkına sahiptir. Bu hak kişinin kendisiyle ilgi kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzenlenmesi ve silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp/kullanılmadığını da kapsar. Yani bugüne kadar yaşanılan fişlenme olayını artık ortadan kaldıracaktır. Siyasi ya da adli bir vakadan dolayı karakola düştünüz ve 2 saat nezarette kaldınız diyelim. Bu durum sizin ömür boyu fişlenmesine sebep olan bir durumdu. Ne kadar ayıp bir şey. Ne yazık ki bunu bugüne kadar yok edemiyordunuz. Ancak yeni anayasayla işte bu durum ortadan kalkıyor.

Başka bir madde; “kanun önünde eşitlik” maddesi. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik aykırı ilkesine aykırı sayılamaz.

Başka bir madde; “Toplu iş sözleşmesi ve özellikle memurlara toplu sözleşme hakkının getirilmesi” maddesidir. Bu maddeyle kişiler birden fazla sendikaya üye olabilecekler ve ayrıca grev hakkı da kanunla hükme bağlanmış olacaktır.

Başka bir madde; “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” olan 23.maddedir. Düşünün ki işadamısınız. SSK, Bağ-Kur veya vergi borcunuz var. Bu durum seyahatinizi engelleyen bir durumdur. Yurtdışında yapılacak girişimleri çoğu kez engelleyen bir maddedir. Bu da ortadan kaldırılıyor. Herhangi bir sebeple yurtdışına çıkış yasağı olmayanların seyahatleri artık engellenemeyecek. Ekonomik faaliyetler, ülkeye katkı sağlayacak her türlü ticari girişim böylece desteklenmiş olacaktır.

SİİRTLİLER.NET

Bir başka madde; “siyasi partilerin kapatılmasıyla” ilgili. 69.Maddeyle ciddi bir değişikliğe gidecek.

Meclis’te grubu bulunan partilerin 5’er üyeyle temsil edildiği ve Meclis Başkanı’nın başkanlık edeceği bir kurul oluşturuluyor. Kurumlar arasındaki hiyerarşik yapıda herkesin kendi üzerine düşen görevi yapacağı ve keyfi uygulamaların ortadan kalkacağı, herhangi bir siyasi partiyi hedef alarak yapılacak olan bir girişimin önü kesilecek. Bu madde iddia edildiği gibi Anayasa Mahkemesi’nin görevlerini ellerinden almıyor.

En çok fırtına koparılan iki madde ise Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısının değiştirildiği maddedir. Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısının değiştirilmesi daha demokratik bir yapı için, daha çok katılımcı bir yapı oluşturduğu için son derece gerekli. Şu andaki mevcut yapıda yüksek yargının resmen hegomanyası var ve yüksek yargı bu yapının kırılmasını istemiyor.

Anayasa Mahkemesi’nin şu anda 11 Asil Üyesi var.  Yeni yapıyla birlikte Anayasa Mahkemesi, 19 üyeden kurulacak. TBMM; Sayıştay’dan 2 üye, Baro’dan 1 olmak üzere toplam 3 üye gösterecek. Cumhurbaşkanlığı; Yargıtay’dan 3, Danıştay’dan 2 üye, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden 1 üye,  Yüksek Öğretim Kurumları’ndan 3 üye, üst kademe yöneticilerinden (serbest avukat ve anayasa raportörleri arasından) 5 üye, yüksek öğrenim görmüş T.C. vatandaşları arasından da 2 üyeyi gösterecektir.

Dikkat edin, Cumhurbaşkanı burada “bana şu isimleri verin” demiyor. Her kurum kendileri isimleri belirleyip Cumhurbaşkanı’na öneriyorlar. Demokrasi, katılımcılık bu değimlidir? Buna karşı çıkmak aymazlıktır, yani saçmalıktır.

Buradaki mihenk taşı, esas önemli nokta; kurumların Meclis’e ya da Cumhurbaşkanı’na Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın yani tüm kurumların önerdiği isimleri belirlediği şekildir.

Daha önce 7 üyeden oluşan HSYK da 21 üyeye çıkarılıyor.  Bunların 5 üyesini Yüksek Yargı belirliyordu. Yüksek yargı diyelim ki 3 kişinin ismini değiştirecek. Toplantı yapıp tespit edeceği kendi kalıplarına ve düşüncelerine uygun kişiyi oylama neticesinde seçiyorlar ve her bir kişi için ayrı oylama yapıyorlar dı. Değişiklik paketindeki 159.Maddesi’nin değiştirilmesiyle oluşacak yapıda herkes bir kez oy kullanabilecek. İkinci kez oy kullanamayacak.

HSYK’nın Başkanı, Adalet Bakanı’dır. Adalet Bakanı Müsteşarı, Kurul’un tabii üyesidir. Yeni yapıda Cumhurbaşkanı 4 asıl üyeyi seçecek. Anayasa Mahkemesi 1 üye, Yargıtay 3 üye, Danıştay 1 üye, Adli yargı hâkim ve savcıları 7 üye, idari yargı hâkim ve savcılar 3 üyeyi dört yıl için seçecekler. Süresi biten yeniden seçilme hakkına sahiptir.

Referandumdan “HAYIR” çıksa süreç nasıl gelişecek?

 

Olasılıktır ama öyle bir ihtimal vermiyorum. Karşı çıkmak bir vebaldir. Netice de halk oylamasıdır ve halkın iradesine saygı göstermek gereklidir.

Bu haber toplam 6434 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!