1. HABERLER

  2. ÜLKE

  3. İHH Diriliş Buluşmaları Adana’da konu Gençlerdi
İHH Diriliş Buluşmaları Adana’da konu Gençlerdi

İHH Diriliş Buluşmaları Adana’da konu Gençlerdi

Üçüncüsü Adana'da gerçekleştirilen Diriliş Buluşmaları konferanslar zincirinin ana konusu Gençlerdi. Konferansa yüksek bir katılım sağlandı. Duygulu anların yaşandığı konferansta önemli tarihsel konulara ışık tutuldu.

A+A-

İHH İnsani Yardım Vakfı, Sahn-ı Seman İslamî İlimler Eğitim ve Araştırma Merkezi, Sosyal Doku Vakfı, Siyer Vakfı, İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezinin işbirliğiyle Türkiye’nin birçok farklı şehrinde “Diriliş Buluşmaları” adı altında konferans serisinin üçüncüsü Adana’da ADYAR’ın önemli bir desteğiyle  gerçekleştirildi.Konferansa katılımın yüksek olduğ dikkatlerden kaçmadı.

KAPALI SPOR SALONU YETMEDİ

İlki 12 Haziran’da Kayseri’de, ikincisi 20 Kasım’da Malatya’da gerçekleştirilen “Diriliş Buluşmaları” konferanslar serisinin üçüncüsü 11 Aralık 2015’te Adana’da yapıldı. Şehir Merkezindeki Adnan Menderes Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte dev salon tıka basa dolduğundan dolayı salona giremeyen yüzlerce kişi konuşmaları salon dışında kurulan dev ekrandan saatlerce ayakta izlediler.

SALONDA HEYECAN HİÇ DİNMEDİ

Nurettin Yıldız, Muhammed Emin Yıldırım, İhsan Şenocak ve Abdulmetin Balkanlıoğlu hocaların sırayla konuşma yaptıkları konferansın açılış konuşmasını  İHH başkanı Bülent Yıldırım yaptı. Gençlik konusunun ana tema olarak işlendiği konferansta konuşma yapan Hocaları dinleyen salondaki konuklar ile salon dışında kalan konuklarda heyecan saatlerce hiç dinmedi.

İHH başkanı Bülent Yıldırım’ın açılış konuşmasını yaptığı konferansta konuşulanların özetleri şöyle:


BÜLENT YILDIRIM

İsrail‘i kurarken ve Filistin‘I işgal etmeye başladıklarında İsrail‘in kurucusu “yaşlılarını öldürürüz, gençler ise Filistin davasını unuturlar“ demişti. Oysa gördüğünüz gibi gençler Filistin davasını unutmadılar. Gençlerin yanısıra Kudüs‘ün, Şam‘ın kadın savunucularının bile sayısı arttı. Bu yüzden Diriliş Buluşmalarını çok önemsiyoruz. Gençler hep geleceği inşa edeceklerdir. Birçok gencin yetişmesinde önemli gayretleri bulunan hocalarımızla bugün yine biraradayız. Gençlerin önemi ve dayanışmayı hep birlikte hocalarımızdan dinleyeceğiz.

Şu anda Suriye‘nin semalarında 20‘ye yakın ülke bombalarını kadın ve çocukların üzerine atıyor. Amerika, Rusya ne yazık ki yanında Çin ve Nato ve Polonya, İngiltere, Almanya ve diğerleri hepsi birlikte IŞİD‘I bahane ederek çocukları, gençleri, yaşlıları kadın erkek demeden şehit ediyorlar. Haykırarak diyorum ki her dökülen parçamızın, her ölen gencimizin yerine binlerce çıkaracağız ve zulümlerinizi başınıza geçireceğiz. 

 

NURETTİN YILDIZ

Gençler, ihtiyarlar, kadın ve erkekler olarak hiçbirimizin ağlamaya ve sızlamaya harcayacak vaktimiz olmamalı. Kulluğumuzu yapacağız. Rabbimizin dinini yaşayacak ve yaşatacağız. Bu asırdaki nöbetimizi bir sonraki kuşaklara teslim edeceğiz. Zillete düşmeden, başımız dik, gözümüz ileride ve derin ufukların insanları olarak Allah‘tan aldığımız emaneti bir sonraki kuşağa teslim edeceğiz. Bu yüzden müslümanız ve Müslümanlık bu demektir. Ağlamak ve sızlanmak bizim vazifemiz değildir. Dert saymak için değil, dertleri tüketmek için varız. Gençler zaten sabah namazlarında omuzlarını birleştirdikleri için rahmet yağıyor. 

Bir gerçek üzerinden özellikle genç kardeşlerime bir hatırlatmada bulunmak ve bir mesaj vermek istiyorum. Peygamber Efendimiz vefat etmeye yakın ümmetini yaşlılardan oluşan bir kurula, camide namazı bekleyen ihtiyarlara devredip gitmedi. Ey Lise talebeleri. Müslüman olmayı İmam Hatip‘te sireti nebi okumak sanan anlayışı yıkan mümin gençler. Biliyorsunuz ki 17 yaşından gün aldığınız gün Resulullah sizi ümmeti muhammedin sancağını teslim etmek için aday görmüştü. Aday gördüğü Üsame‘ye en büyük sancağı teslim edip bu alemden göç etti. Devlet, seni askerliğe bile aday görmeyebilir. Sen Resulullahı temsil eden büyük bir ordunun başına geçecek Ebubekirl‘erin, Ömerl‘erin, Ali‘lerin yanında er olarak çalışacak Üsame‘nin yaşındasın. Oturamazsın. Senin elinden tuttu Resulullah. 2 gencin elini tutacaksın ve onlar da ikişer gencin elini tutacak. Elden ele Resulullah‘ın kabrine kadar uzanacağız. Oradan da gençlerin liderliğinde yeniden Diyarı Rum‘a, Roma topraklarına kadar kainatın tamamında La İlahe İllallah Muhammedur Resulullah deyinceye kadar bütün gençler ya Üsame olacaksınız ya da sosyal medyada şeytan sizinle oynuyor olacak.

 

MUHAMMED EMİN YILDIRIM

Yer Adana. Mavi Marmara‘nın Adana şehitlerinden Çetin Topçuoğlu‘na binlerce kez selam olsun. Ben Siyer ile uğraşan bir kardeşinizim. Sıradan bir Siyer kitabı alın ve Allah Resulü‘nün kutlu hayatından bazı sayfalar okuyun. En çok geçen kelimeleri de not edin. Inanın karşınıza çıkacak olan 10 kelimeden 2‘si gençlik ve evdir. Ben bunu denedim. Sizin de denemenizi isterim. Konumuz gençlik ve ben buna evi de ekleyerek sizing nazarlarınıza 14 asır sonra Adana‘da Diriliş Buluşmaları adına gençliği konuşacağımız şu zeminden 5 tane ev, 5 tane genç söyleyeceğim. 21.Asır‘da sahabenin iklimini takip ederek çağın şahidi olmak adına azıklarımızı almamız için Asrı Saadet‘in o güzel iklimine sırt dayayacağız. 

Ne zaman İslam ümmeti, Medine‘ye, Risalet iklimine sırtını dayadıysa adam oldu ve adam yetiştirdi. Ne zaman ki sırtını Medine‘den çevirdiyse adamlığını da kaybetti izzetini de… bir kez daha hem adamlığı hem izzeti kazanmak istiyorsanız başkalarının başka şeylere yaslanmasıyla ilgilenmeyin. La İlahe İllallah diyen insanlar isek bizim arkamızda Uhud olmalı, Bedir olmalı, Hendek, Mute, Tebük olmalı. Cihan medeniyeti olmalı, Medine olmalı. İslam medeniyetinin yatağı olan Mescidi Nebevi olmalı.

Nurettin Yıldız hoca az önceki konuşmasında güzel birşey söyledi. Hz.Üsame‘den bahsetti. Ona da kurban, babasına da kurban. Zeyd bin Harise‘nin oğludur Üsame. Nurettin hoca 17 yaşına dikkat çekti Üsame‘den bahsederken. Sıradan birşey değil bu.  İman ettiğimiz Peygamberin hiçbir adımında kendiliğinden birşey yoktur. Biz, Peygamber mektebinden konuşmaya başladığımız an her adımında hikmet olan yüce bir mektepten konuşuyoruz. Bugün İslam medeniyetinin temellerine bakınca 5 ev görürsünüz. Darul Erkam, Darul Ammar, Darul Ebubekir, Darul Esad ve Darul Saad. Bu 5 ev 5 delikanlıyla aleme Müslüman nasıl olunur, risalet davasına nasıl mensup olunur, nasıl gerçek manada mücahid olunur bunu gösterdiler.

DARUL ERKAM: “Ya Resul evim evindir“ dediğinde yaşı 18 idi. Ayrıca evliliğinin ilk aylarındaydı. Bugünün ifadesiyle insanlar balayındayken Peygamberi evine davet etmişti. Darul Erkam demek, Ömer demektir, Osman demektir, Ebu Ubeyde demektir, Osman bir Mazun demektir. Allah Resulü, o 18 yaşındaki bir delikanlının evinde adını saydığım ve sayamadığım yüzlerce insan yetiştirmiş. Hz.Ömer altıncı yıl gelip o evde iman ettiğinde 129 ncu Müslümandı. O ev 129 Müslümana yatak olmuş, ev olmuştur. Ey bu çağdaki gencim. Evin mi yok. Aç evini risaletin iklimine. Aç orada Kur‘an oku.  Resulün kutlu sözlerini oku. Çağır mahallenin gençlerini. Diz dize ver Allah‘ın kitabını öğren. Darul Erkam, bir ev ismi değil, bir mektep ismidir. O mektep olma adına gayret göster. 

DARUL AMMAR: Yani Ammar‘ın evi. Ammar bin Yasir‘den bahsediyorum. 18 yaşındaki delikanlılara taş çıkartacak kadar yiğit, imanı genç bir insandır. Biz 93 yaşında Ebu Eyyub el Ensar gibi delikanlı tanımışız. Yaş mı söker bize.

Hanım kardeşlerimize de söyleyeyim. 86 yaşında devenin üstünde zor durmasına rağmen Kıbrıs adasında Ümmü Haram’ın ayak izlerini takip edenleriz. Ne yaş ne de baş bizim için önemlidir. Aslanı görünce aslanın cinsiyetini sorgulamazsınız. Erkek olsa ne yazar dişi olsa ne yazar. 

DARUL EBUBEKİR: Başımızın tacı olan Hz.Ebubekir’in evi. Kur’an sesi yükseliyor. Öyle bir okuyuşu var ki inanmayanlar bile Ebubekir’in evinin önünden geçmek istediler. Ey bu çağda Ebubekir’in koyduğu adımların üstüne adım atacak genç. Yükseliyor mu sabahın erken saatinde senin hanendne Kur’an sesleri? Bu sesler geliyorsa korkma sen Ebubekir’in adımlarını izliyorsun.

DARUL ESAD: Esad ibni Zürare. Bugün Medine varsa, medeniyet varsa o büyük insanın adımlarındandır. Bütün kapıları kapanmış Resulün yüzüne. Akabe’de onlarca çadır dolaşmış, her kapı kapanmış her çadırdan hakarete uğramış alaya alınmış. Resul, onların çadırına da gidiyor ve 6 kişiler çadırda. Once Esad ibni Zürare iman ediyor sonar peşinden 5 arkadaşı da iman ediyor. Günde 8 saat uyumuyor.  4 saat sosyal medyada 10 parmağıyla mücahitlik yapmıyor. Laf atmıyor ona buna. İşi var davası var. 1 yıl içinde Medine’de yüzlerce insana iman nurunu yetiştirecek.  Ey bu çağın gençleri. Namazsızlıktan, tesettürsüzlükten, faizden, haramdan beli kırılan bu çağın insanına Kur’an’ın ahkamını yetiştirmelisin. 

DARUL SAD: Sad ibni Hayseb’in evi. Asr-ı Saadet’in ilk öğrenci evidir. Evini açıyor ve ne konuşuluyor biliyor musunuz? “Şehadet, ey şehadet” diye konuşuluyor o evde. Başka bir ders yok orada. 14 asır öncesinden bize şehadeti öğretiyor. Şehadet bile bile ölüme yürümek değil, ölümü öldürerek yürümektir. 

 

İHSAN ŞENOCAK

Yaklaşik 1 asırdır istiklal mücadelesi veren insanlar olarak sizleri selamlıyorum. Peygamberin yaşadığı zaman, insanlık tarihinin en büyük fetretinde en büyük cahilliyesinde O, kurtuluşa davet ettiği zaman ile bugün arasında büyük benzerlikler göreceksiniz. Bu gece Suriye’de anneler ayrılacaklar evlerinden. Keskin nişancıların kurşunlarıyla şehit olacak. Yine bu gece yada yarın gece Suriye’li çocuklar, yetimler diyeceksiniz. Onlara helva takdim edecek, dualarını alacaksınız. Uzatacaksınız ‘alırmısınız’ diyeceksiniz ve ‘hayır’ diyecekler. Öğreneceksiniz ki babası Şam’da, Halep’te, İdlib’te şehit düşen Ayşeler, Pazartesi-Perşembe günleri ümmetin selameti için oruç tutuyorlar. Belki Adana sokaklarında 80 yaşında çalışan insanlar gaöreceksiniz. Oğlu, kızı şehit düşmüş ve torununun nafakasını kazanmak için çalışan ihtiyarlar göreceksiniz. Yüreğiniz duyuyorsa Şam’dan, Halep’ten ‘bize katından dostlar, yardımcılar gönder Ya Rabbi. Senin Osmanlı kulların var dı. Fatih, Yavuz var dı. Kadınların imdadına yetişen insanlar vardı. Onlardan kimse kalmadı mı’ diye kadınların iniltilerini, feryatlarını duyacaksınız.

İşte Peygamber Efendimiz öyle bir zamanda geldi. Kölelikten, hürriyete kulluğa davet etti. Peygamber geldiğinde Medine, Mekke yetimlerle doluydu. Fatıma Annemiz, evine Bedir’in yetimlerini aldı. Aişe, ensarın yetimlerini aldı. Sofralarına yetim çocuklar yoksa oturmazlardı. 

Peygamber, semanın değerleriyle yeryüzüne müdahale etti. Statükodan yana tavır aldılar yaşlılar ‘seninle yürüyemeyiz’ dediler. Peygamberin yanına gençler geldiler. Ammar geldi, Yasir geldi, Mus’ab geldi, Sad bin ebi Vakkas geldi. Bir Peygamber, insanlık yürüyüşünü arabın gençleriyle başlattı.

Kur’an, yahudileri göstererek “fitnenin merkezi” dedi. Medine’den çıkarılacaklarını söyledi. Fakat sahabe, Uhut’tan sonar büyük acılara mahkum oldu. Yahudi nasıl olur da kalelerinden alınırlar çıkarılırlar, sürgüne gönderilirler. Biz o kaleye girmekten bile aciziz diye düşünüyordu. Fakat onlar Allah’I tesbih ettiler. Sabah namazlarında beyaz kadının oğluyla, siyah kadının oğlu ayna safta durdular. Tek derdi var dı İlahi Kelimetullah. Kur’an bir hikaye kitabı  değil. Neden bize bundan bahsediyor peki? Size, ‘İsrail yıkılacak, yok olacak’ desem hayal dersiniz. Eğer bütün mevcudiyetinizle Allah’I tesbih ederseniz, aynı safta ümmet olursanız, Ben-i Nadir nasıl Medine’den sürgüne gönderildiyse Tel-Aviv, İsrail’in başına yıkılacak inşallah.


ABDULMETİN BALKANLIOĞLU

Bu diriliş toplantıları bir bilgilendirme çalışması değil, ilgilendirme çalışmasıdır. Geçen sefer Kudüs’e gittiğimden katılamamışım fakat iyiken gitmişim oraya. Yerinde görmek bir başka. Dünya siyonistlerden en direk korkarken kendi ülkesinde bile ağzı kalemi kilitliyken oradakiler göğüs göğüse savaşıyor. Yeni bir Çanakkale destanı yazıyorlar. Adına ne derseniz deyin. Hepsine buradan selam olsun. 

dirilis1.jpgdirilis2.jpg

Bu haber toplam 1442 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!