1. HABERLER

  2. KÜLTÜR

  3. Hz. Davud'un kabri şerifinde hüzün
Hz. Davud'un kabri şerifinde hüzün

Hz. Davud'un kabri şerifinde hüzün

z.Davud’un (as) türbesinin bulunduğu odaya girdim. Siyonist paçavralarını türbenin üzerinde görünce her birimizde mahcubiyet ve acizlik belirdi.

A+A-

Kudüs’teyiz ve Peygamberler Efendilerimizden Hz.Davud (as)’un kabri şerifini ziyarete gittik. Mekâna yaklaştığımızda tarihin aktığını hissediyoruz. Grubumuza rehberlik eden Bülent Deniz hocamız, orada Yahudilerin olduğunu ve sınıflarının bulunduğunu söylüyor. Vardığımızda dış avluda yarı çıplak, elinde büyükçe bir çalgı aleti bulunan heykeli işaret ettiğinde “bu onlara (Yahudilere) göre Hz.Davud’un heykeli” dedi. Haşa ve yazmaktan edep duyuyorum fakat bilmemiz icap ettiği için yazmalıyım. Hz.Davud’u kötü(!) biri gibi tasvir etmişler. Nitekim tahrif ettikleri uydurma kutsal kitaplarında Hz.Davud (as) ile ilgili yazılanlar tam bir edepsizlik. Tıpkı diğer Peygamberler hakkında yazdıkları gibi…

Eyüp Güzel / Yerelden Ulusala

Moralimiz bozuldu ve türbenin bulunduğu kapalı alana girdik. İlk odada kitaplıklar ve önlerinde masalar karşıladı bizi. Genç ve yaşlı işgalciler oturmuşlar sallana sallana kutsal (!) kitaplarını okuyorlar. Bir yandan da göz ucuyla ve sinsi bakışlarıyla zaman zaman bizleri süzerken yakalıyorum onları. Türbenin bulunduğu asıl odaya girmeden kısa bir süreliğine durup hal ve hareketlerini izledim. Tahrif etmiş olsalar da kutsal gördükleri kitaplarını okuyorlar. O kitaplar, manasını bilmedikleri ve dilleri “harf inkılâbı” ile değiştirilmiş bir kitap değil. Okuyorlar ve ne yazıldığını, kendilerine hangi mesajların verildiğini anlıyorlar.

Ayakta izlerken kapıldığım düşünce turuna bir süre daha devam ettim. Din büyüklerinden, dini kitaplarından sadece “tuvalete sol ayağınla gir, sağ ayağınla çık” gibi şeyleri öğrenmiyorlar. Dünya yönetimi, Nil’den Fırat’a kadar olan coğrafyanın tamamını ele geçirme hedefleri ve algıda üstünlük sağlamayı gibi daha birçok konuları öğreniyorlar.

Bu düşünceler içerisinde Hz.Davud’un (as) türbesinin bulunduğu odaya girdim. Siyonist paçavralarını türbenin üzerinde görünce her birimizde mahcubiyet ve acizlik belirdi. Utanç içerisinde, öfkeli ve dişlerimizi sıkarak Fatihalarımızı okuduk. İçimden geçirerek okuduğum dua kısmında ise ben “Ya Rabb…” diyebildim ve gerisini getiremedim. Hepimizde aynı durum olmuş. Dışarı çıktığımızda grubumuzdaki herkesin yüzü donuktu. Yeniklik mi, acizlik mi bilmiyorum nasıl bir psikolojik hal ise hepimiz donuktuk.

Dış avluda toplandık ve rehberimiz Bülent hoca bir süre susup, yüzlerimizdeki hüznü, hislerimizdeki öfkeyi seyretti. Kısa bir sessiz bekleyişin ardından ise “yaa işte böyle” oldu ilk cümlesi.

Grubumuzda yaşlı olanlarımızdan kendini tutamayıp hıçkırıklarla ağlayanlar oldu. Ben ve daha genç yaştakilerimizde ise bir bilenme hali hâkimdi.


“Ey Kudüs, ey Peygamberler kokusu,
ey yerin göklere en yakın avlusu.”
(Nazir Kabbani)

Bu haber toplam 1513 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!
4 Yorum