1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Gemideki direnişin tanıklarından: Rıdvan Kaya
Gemideki direnişin tanıklarından: Rıdvan Kaya

Gemideki direnişin tanıklarından: Rıdvan Kaya

Mavi Marmara gemisindeki direnişin tanıklarından… Özgür-Der’in Başkanı. Aslen Siirt Tillolu. Gemi direnişi için gözünü kırpmadan “tekrar direnirim” diyor. Güneydoğu ve Kürt sorununa karşı duyarlı… Siirtliler.Net sordu o yanıtladı.

A+A-

Özgür-Der 1999 yılında kurulan bir dernek. Özellikle 28 Şubat sürecinde İslami değerlere sahip insanlara karşı yoğunlaşan hak ihlalleri ve zulümlerine karşı konulan tepkinin ortaya çıkarttığı bir dernektir Özgür-Der. 1998’ten itibaren üniversitede yoğunlaşan bir başörtüsü sorununa karşı hukuki mücadelede öncülük etme gayretinde olan bir sivil toplum kuruluşu olarak tanındı. 15 şubesiyle yurt çapında faaliyette bulunan Özgür-Der’in Başkanı ise Rıdvan Kaya…

Rıdvan Kaya aslen Siirt Tilloludur. İstanbul’daki Tillolular Derneği Başkanı Nimet Kaya’nın oğlu. Babası hacı Nimet Kaya’nın 1953’te İstanbul’a yerleşmesinden bu yana İstanbul’da yaşamlarını sürdürmektedirler. Mavi Marmara gemisindeki 4 Siirtliden biri olan Rıdvan Kaya direnişin tanıklarındandır.

RIDVAN KAYA - ÖZGÜR-DER

Gemideki direnişle ilgili Siirtliler.Net’in sorularını yanıtlayan Kaya, gemi hadisesinden sonra “Güneydoğu’daki Kürt sorunu” gibi çeşitli çevrelerin ortaya attığı spekülasyonlara da yanıt verdi.

-          Filistin, Müslümanların uzaktaki sorunu olmamalıdır.

-          Filistin sorunu ile Kürt sorununu bir tutmak fitneciliktir.

-          “Elhamdülillah Müslümanım” şiarının yerine “Ne mutlu Türküm diyene” kimliği dayatıldı.

-          Siirtlilerin İbrahim Bilgen ağabeyimize teşekkür etmesi, hatırasını yaşatması lazımdır.

-          Gemide sessiz kalmak, koyun uysallığı içerisinde olmak beraberinde zilleti getirirdi.

 

SİİRTLİLER.NET: Keşke gitmeseydim dediğiniz oldumu?

KAYA: Bu gemi yola çıkarken biliyorsunuz yoğun bir teveccühle karşılandı. Türkiye’nin her yerinden çok fazla insan geminin içinde yer almak istedi. Gemide olmak isteyipte yer alamayan insanlar çok gücendi. Ne ben ne de yakından tanıdığım hiçbir kimsede en ufak bir şüphe, pişmanlık yok.

SİİRTLİLER.NET: “Direniş olmasaydı bu kadar ağır bir katliam yaşanmazdı”  şeklinde bazı çevrelerce eleştiriler yapılmaktadır. İsrail’in zulmünü değil de İsrail zulmüne karşı konulan onurlu tavır sorgulanmaya çalışılıyor. Gerçektende direniş olmasaydı bu kadar ağır bir katliam yaşanır mıydı?

KAYA: Bizler elbetteki hayatta kalmak için çaba veririz tabiî ki ama hayatta kalmak için de her şeyi göze alırız anlayışında değiliz. Bizim Müslüman olarak hayata ve ölüme bakış açımız bellidir. Bir zulme, haksızlığa, saldırıya uğradığımızda hayatta kalalımda ne pahasına olursa olsun diye düşünemeyiz. İsrail askerlerine mukavemet edilmeseydi belki bu boyutta bir katliam yaşanmayabilirdi diyenler var. Bunu bilemiyoruz. Tamamen sessiz kalınsaydı, bir koyun uysallığıyla hareket edilseydi evet bunlar belkide yaşanmayabilirdi. Ama o zaman zillet yaşanırdı. İsrail askerlerinin elini kolunu sallayarak gemiye çıkması, Türkiye’nin her yerinden harçlıklarından biriktirdikleri hanımların kollarındaki bilezikleri, yardım malzemelerini korumaksızın geminin teslim edilmesi şüphesiz bu kardeşlerimizin şehadetinden çok daha yaralıyıcı olurdu. Direnme tavrının ahlaki bir sorumluluk olduğunu ve aynı zamanda insani bir hak olduğunu görmek lazım. Biz gemimizi savunduk, savunmak zorundaydık.

SİİRTLİLER.NET: Siirt’ten de bir şehit verdik. Bu ruh, bu heyecanla ilgili neler söylemek istersiniz?

KAYA: Şehitlerin geldikleri veya defnedildikleri memleketlere baktığımız zaman, Siirt’ten,  İzmir’e, Diyarbakır’dan, Adana’ya, İskenderun’a, Kayseri’ye bir Türkiye profili görüyoruz. Bu tabloya hamdetmek lazım.rıdvan kaya İslami bilinç ve şuur insanları bir araya getirebiliyor. Aynı Rabb’e iman etmenin bilinciyle birlikte can verebiliyorlar. Bu tablo çok önemli. İbrahim Bilgen ağabeyimizin şehadetini Allah kabul etsin. 68 yaşında bir insan. Gemideki direniş esnasında kendisine geri planda kalması söylenmesine rağmen bunu kabul etmiyor ve İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef oluyor.  Bu anlamda bütün Türkiye’de olduğu gibi Siirt’lilerin İbrahim Bilgen’e teşekkür etmesi lazım. İbrahim Bilgen gibi ağabeylerimizin ve diğer şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmamız, onu yaşatmamız lazım.

SİİRTLİLER.NET: Doğu’daki Kürtler ile Filistin halkı bir tutulmaya çalışılıyor. Hatta kimi çevrelerce Filistin meselesine duyarlı kalanların Doğu’daki Kürt meselesine karşı duyarsız kalındığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Sizce bu doğru bir eleştirimidir?

KAYA: Türkiye’de ırkçı, laik, Kemalist bir düzenin dayatılmasından itibaren ülkemizde ciddi anlamda bir Kürt sorunu ortaya çıkmıştır. Biz yüzyıllarca bu topraklarda normal bir şekilde yaşayan insanlar olarak kimliğimiz sorulduğunda “Elhamdülillah Müslümanım” şiarıyla cevap verirdik. Maalesef batılılaşmanın etkisiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından itibaren insanlara “Elhamdülillah Müslümanım” gibi bir şiar yerine “ne mutlu Türküm diyene” gibi bir kimlik dayatıldı. Bu süreçle beraber Müslüman olan/olmayan herkese kucak açmış bu topluluk içerisinde maalesef etnik anlamda, kavmiyetçilik anlamında sürekli bir karşı milliyetçilik oluşturuldu.

FİLİSTİN MÜSLÜMANLARIN UZAKTAKİ SORUNU OLMAMALIDIR

Müslüman olarak Kürt sorununun doğru tespit edilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu sorunun göz ardı edilmesinden yana değilim. Bununla birlikte Filistin sorunu diğer sorunlarla kıyaslanabilecek bir sorun değildir. Gemide dikkat edildiyse her ülkeden, milletten insanlar vardı. Emperyalistlere, zalim güçlere karşı tavır koyan herkes Filistin sorununa karşı bir dayanışma içerisine girdiler. Filistin sorunu, Müslümanlar açısından uzaktaki bir sorun değil. Bu sorun Filistin’linin ya da Arapların sorunu değildir. Ümmetin sorunudur. Filistin’de Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir, Kur’anda ismi zikredilmiştir, Hz.Ömer’in fethettiği ve Müslümanlara miras bıraktığı bir beldedir. Ayrıca Filistin’de 60 küsür yıldır İsrail’liler tarafından çok yoğun katliam, işkence vakaları yaşanmaktadır. Filistin bu anlamda ümmetin maruz kaldığı zulümlerin simgesini teşkil etmektedir. Bu yüzden Filistin sorunu ertelenmesi düşünülecek bir sorun değildir.

SİİRTLİLER.NET: Güneydoğu’da kimine göre Kürt, kimine göre terör sorununa kayıtsız kalındığı doğru mu peki? Ya da bu sorunu Filistin sorunuyla bir tutmak doğru mudur?

KAYA: Gemide Filistin sorununa sahip çıkma konusunda bir araya gelen insanlar, Türkiye’de yaşanan Kürt sorununa da her zaman duyarlı olmuşlardır. Bu insanlar Devletin zulüm politikalarına her zaman tavır almışlar, reddetmişler,  tepki göstermişlerdir. Nitekim 90’lı yılların başında Irak’ta insanlar katliama uğradıklarında yine bu gemideki insanlar ve onlarla beraber olan insanlar ençok yardımcı olmuşlardır.

FİLİSTİN SORUNU İLE KÜRT SORUNUNU BİR TUTMAK FİTNECİLİKTİR, HAYIRLI ÇALIŞMALARI ENGELLEME GİRİŞİMİDİR.

Güneydoğu’da insanların yoksulluk, işsizlik, açlık sorunları karşısında çözüm olmak konusunda İslami müesseselerin, sivil toplum kuruluşların aktif rol oynadıklarını gördük. O yüzden bu yönde yapılan eleştirileri ben, hayırlı çalışmaları engellemeye yönelik, fitne çıkarmaya yönelik milliyetçi bir zihin kirlenmesinin ortaya çıkardığını düşünüyorum.

Röportaj: Eyüp Güzel / Siirtliler.Net

Bu haber toplam 3887 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!