1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Fevzi Sevgili ile İnönü raporu üzerine
Fevzi Sevgili ile İnönü raporu üzerine

Fevzi Sevgili ile İnönü raporu üzerine

İsmet İnönü’nün bugünlerde çok konuşulan raporu üzerine Fevzi Sevgili ile söyleşimiz

A+A-

 

Atatürk’ün emriyle 1935 yılında Doğu ve Güneydoğu illerini dolaşan dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün hazırladığı rapor bugün Türkiye’nin gündeminde yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Kelimenin tam anlamıyla “skandal” olarak tarif edilecek rapordan çarpıcı bazı ifadeleri hatırlamakta fayda var:
 
 
- Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır.
 
- Türklüğe hevesli bir Arap şehri olan Siirt'in doğuya naklini tercih ederim
 
- Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.
 
- Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkar halkı vardır. Havası gayet iyi olan Siirt susuz, pis bir trahom merkezidir. Siirt vilayetinde başlıca kuvvetimiz; idare merkezlerimiz, memurlarımız ve zabitlerimizdir. İdare merkezlerimiz çok kuvvetli olmalı. İcabında konulup kaldırılmak üzere özel adliye rejimi kurulmalıdır.
 
- Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.
 
İnönü tarafından hazırlanan o raporu genelde Doğu ve Güneydoğu Bölgesi, özelde ise Siirt penceresinden biraz irdelemeye çalışan Siirtliler.Net, “babalarımızın, dedelerimizin kendi dönemlerinde bizlere anlattıkları halen kulaklarımızda çınlıyor” diyen Fevzi Sevgili’den dinledi. Oldukça uzun süren bir söyleşiden bazı başlıkları bu haberimizde sizlerle paylaşacağız. Söyleşinin tamamını parça parça farklı tarihlerde Siirtliler.Net okurlarının istifadesine sunacağız.
 
fevzisevgili1.jpg
 
İşte o söyleşiden bazı çarpıcı satır aralıkları:
 
Osmanlı’nın en iyi padişahlarından Abdulhamid Han, Batı’da gelişen farklı ilimleri almaları için gönderdiği kişiler ilim almak yerine oranın kültürünü alarak, batılılaşarak döndüler ve sosyete kültürü çıktı.
 
Sonraki dönemlerde “milliyetçilik”, “ulusalcılık” akımları başladı ki bugün yaşamaya devam ettiğimiz sorunun en somut başlangıcı bu anlayıştır. TRT’deki “Son Osmanlı” dizisinin seyredilmesini tavsiye ederim.
 
Kürtlerle Türklerin kardeşliğinin temelinde 1071 Malazgirt Savaşı yatar. 
 
İttihat ve Terakki’nin bugün devamı olan yapı: Ergenekon’dur.
 
Kıbrıs savaşında çok iyi hatırlıyorum Kurtalan’da insanlar “savaşa ben de gideceğim” diye askerlik şubesi önünde kuyruğa girdiler.
 
Kurtuluş savaşı öncesinde yeni kurulacak Cumhuriyet’le birlikte İslam’a büyük bir tahribat yapılacağı tahmin edilemiyordu.
Şeyh Said kıyamının temelinde milliyetçi unsurlardan çok İslami bir başkaldırı olduğu görülmektedir.
 
Dedemiz Şeyh Mahmut, Antalya’ya sürgün edildi. Dedem Şeyh Mahmud’a “Siirt’e bir daha dönmezsen Antalya’da arazi verelim dendiğinde Dedemin cevabı ‘Siirt’in tek bir çakılını bütün Antalya’ya değişmem’ olmuştur”
 
Dedem, İnönü döneminde Kayabağlar’da bir cami yaptırdı. Dönemin Siirt Valisi İzzettin Çapar, askerlerle birlikte gelip o camiyi dinamitle yıktırdı.
 
Dedelerimizin mezarlarına bile kurşunlar sıkıldı.
 
Kürtlere karşı ciddi bir asimilasyon ve inkar politikası uygulandı. Bu sorunu rahmetli Özal gördü fakat cesaret edemedi. Bugün ise o politikalar görülüyor, uygulandığı kabul ediliyor ve artık asimilasyona son verilmiştir.
 
Demokratik Açılım’da Başbakan’ın iyi niyet beslediğinden eminim.
 
Bölgemizle ilgili sorunun çözümü ya Avrupa birliği insan hakları beyannamesidir ya da İslam hukukudur. Peygamber Efendimizin veda hutbesinin defalarca okunmasını tavsiye ederim.
 
fevzisevgili2.jpg
 
fevzisevgili3.jpg
Bu haber toplam 5991 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!