1. HABERLER

  2. KÜLTÜR

  3. En Hayırlı Ümmet! Neredesin?
En Hayırlı Ümmet! Neredesin?

En Hayırlı Ümmet! Neredesin?

Bu yazı, Kur’an ve Sünnette ifadesini bulan “Hayırlı ümmet” çerçevesi etrafında bir muhasebeyi gündeme getirecektir.

A+A-

Bu vesileyle ulaştığı yüreklerde bir heyecan, bir ürperme, bir titreme, bir sarsılma, bir gayret, bir hamle duygusu uyandırabilirse ne mutlu bize. 

Evet, bugün Müslümanlar olarak, ümmet coğrafyasının en sancılı zamanlarından birini yaşıyoruz. Ve ümmetin darmadağınıklık içinde birbirini vurmaya yönlendirildiği günleri. Ümmetin bu sancılı, acılı, dertli, paramparça olmuş günlerinin, insanlığın Muhammed Ümmeti’ne en fazla ihtiyaç duyduğu zamana denk gelmesi apayrı bir insani problem olarak çıkıyor karşımıza.

Tam da insanlığın, ümmetin sesini, izini, yolunu hasretle gözlediği, beklediği bir anda ve tam da kıta kıta bir sesin insanlıktan arşa doğru yükseldiği bir anda oluyor bütün bunlar: “Nerdesin ey İslam ümmeti? Nerdesin ey ümmet-i Muhammed? ” 

Allah Elçileri böyle zamanlarda geldiler ve insanlığın elinden tutup, yeniden hidâyeti ve insanlığı öğrettiler ona. Hakkı unutmuş, bâtılda boğulmak üzere insanlığa yeniden istikâmet kazandırdılar. Son Peygamber ( sallallâhu ‘aleyhi vesellem ), emanetini ümmetine bırakarak göçtü bu dünyadan. İnsanlığa Rabbinden getirdiği mesaj kıyamete kadar kalacaktı. Ama ona bir sahip çıkan, onu insanlığa bütün zamanlarda sunacak olan bir örneklik ve önderlik gerekiyordu. 

Bu örneklik ve önderliğin adı Kur’an’da verildi: “ En Hayırlı Ümmet ”, yani “Ümmet-i Muhammed”! Öncü topluluk, örnek topluluk, en hayırlı topluluk! 

Tıpkı anne şefkatiyle donatılmış bir ana kütle. İnsanlığa kol kanat gerecek bir yapı. İnsanlık için çıkarılmış bir topluluk. Allah Teala, “İçinizden bir ümmet çıksın, hayra çağırsın, iyiliği emretsin -tavsiye etsin-, kötülüklerin önünde engel olsun. -insanlığa kötülük yapılmasına fırsat vermesin- kurtuluş buradadır.” buyurdu. 

Allah Resulü her fani gibi terk edecekti bu dünyayı, ama izinde oluşan ümmet akışı, O’nun misyonunu kıyamete kadar devam ettirecekti. Kâinatın Hâlık’ı, böyle bir misyonla donatıyordu Muhammed ümmetini. Ve ona “ En Hayırlı Ümmet” diyordu kelâm-ı ilâhisinde. 

O “ Üsve-i Hasene / En Güzel Örnek” yaşasaydı bugün, kıta kıta O’nun güzelliği yeniden taşınacaktı insanlığa. O’nun faniliği ile son bulmadı taşıdığı emanet, ümmetin omuzlarına yüklendi, tek tek her Müslümanın omuzlarına ve bir bütün halinde İslam ümmetinin omuzlarına. 

Bir şey bekleniyor ümmetten: Rasulullah’ın siretini kendi kişiliğinde temessül etmesi ve sonrasında da üstlendiği emaneti bütün insanlığa ve bütün zamanlara taşıması. 

Rasulullah’ın “en hayırlı nesil” dediği ashâbı da bunu yapmıştı zaten. Onlar da İslam’ı en güzel şekilde yaşamış ve onu ulaşabildikleri bütün yüreklere taşımışlardı. Yürekleri fethetmiş ve sonrasında da hayatın her alanını kutsalla buluşturmuşlardı. Allah onlardan razı olsun. 

Gazali’nin ifadesiyle “ Dün geçti, yarın ise meçhul, gün bu gündür. Dem bu dem”. 

Zaman, Ümmet-i Muhammed olarak kendimizle yeniden muhasebe yapma zamanıdır: Ümmet bilincinin neresindeyiz?

Rasulullah’ın ümmeti olma liyakatinin neresindeyiz? İnsanlığın bütün varlığı ile beklediği Rabbani önderlik ve Nebevi temsil kıvamının neresindeyiz? 

Not: Sevgili Okurlar! Beşer mahsulü ve dahi hatadan ârî olmayan bu yazılara müspet tenkit, soru, cevap ve katkılarda bulunabilirsiniz. Bir şartla: edep ve saygı sınırını, yani Hududullah’ı gözetmek kaydıyla.. 

Yeni bir yazıda buluşuncaya kadar Sizleri Siirtliler.net le baş başa bırakıyor, saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olunuz.

Muhammed Abdullah (Okuyucu Mektubu) 

Bu haber toplam 1832 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!