1. HABERLER

  2. ÜLKE

  3. Dink’leşmeden, ‘Dik’ Durabilmek
Dink’leşmeden, ‘Dik’ Durabilmek

Dink’leşmeden, ‘Dik’ Durabilmek

Birbirimizden nefret etmemizi gerektirecek ne kadar da çok sebebimiz varmış meğer!

A+A-

Tamam, şimdi oldu, oluyor dediğimiz, umutlandığımız ve her an kanatlanacakmışız gibi sevinç naralarıyla zıpladığımız o anlar… Karamsarlıklarımızın sona erdiğini hissederiz o anlar... Ama bir olay olur ve hepsi heba olur. Ve bu kısır döngü yıllardır hep bu şekilde süregeldi.

Birbirimizden nefret etmemizi gerektirecek ne kadar da çok sebebimiz varmış meğer! Ebeveynlerimizin bize hakaretlerinde bile adeta başrol almışlar. ‘Vay ermeni seni vay!’, ‘Vay yunan vay!’ Bu kin bu öfke bu kadar içimize sinmişken, hukukumuzdan nasıl bir adalet bekleyebiliriz ki?

Gündemden düşmeyen ‘Hrant Dink Davası’ ve neticesi, vicdanı olan her insanı yaralamıştır. Öldürülmesinden bu yana tam beş yıl geçmiş ve adalet sağlanamamış… Ki hala yüz binler sokaklara çıkıp, ırkına ve dinine bakılmaksızın sahipleniyorlar. Bu vatan üzerinde yaşayan her insana bu yakışır bence… Mahkeme hâkiminden, Bakanlardan, Başbakan’dan ve siyasi parti liderlerin mesajlarına baktığımızda aynı duyguları hissettikleri açıkça belli oluyor.

Sayın Başbakan’ın konuşmasında, konuyla ilgili cesaret veren şu demeçleri olmuştur:

“Dink davası, Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmaz. Bir kere şunu herkes bilsin; 6 farklı dilde, aynı ezgiyle, aynı duyguyla söylenen Sarı Gelin türküsünü, Şişli'de sıkılan bir kurşun susturamaz. Bu ülkede yargı yürütmeye neyi bu noktada isterse, yürütmeden isterse yürütme onu yapar. Yapmıyorsa o zaman bütün bu sorumluluğun altına bizzat imzamızı atarak biz gireriz”

‘Hepimiz Hrant Dink’iz, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ söylemi bazılarımızın hoşuna gitmeyebilir.

Bu topraklarda geçmişte derin acılar yaşandı. Bu acılarımız üzerinden rant sağlamak isteyen çevreler olduğu gibi, bu acılardan ders çıkarıp kardeşçe yaşamak isteyen insanlar da var. İnsanları ırklarından, dinlerinden, dillerinden, renklerinden dolayı hor görmek kime ne kazandırıyor? Allah’ın biz kullarına doğuştan vermiş olduğu bu haklarımızdan kim, neden mahrum bırakmak istiyor. Bu vatanda yaşayanlar olarak, ben, sen o, ‘BİZ’ olmadıktan sonra, aynı acıyı ve aynı sevinci paylaşmadıktan sonra, elbette bizi birbirimize düşürmek isteyecek çok iç ve dış mihraklar olacaktır.

Kimse Ermeni olmak zorunda değil..

Kimse Türk olmak zorunda değil..

Kimse Kürt olmak zorunda değil..

Kimse Alevi olmak zorunda değil..

Kimse suçu bucu olmak zorunda değil..

Zorunda olmak durumunda olmamız gereken tek şey bence İNSAN OLMAKTIR. İnsanlığını kaybedenden ne adalet ne sevgi ne de saygı bekleyemeyiz.

* * *

PEKİ, ADALET KİMİN İÇİN?

‘Toprağın kaderi olur mu?’ diye sordu Cafer..

‘Niçin sordun?’

’Sordum işte! Var say sordum sadece.. Niçinsiz sorsam cevabı yok mudur? Bak, kum gibi elimde dağılıyor. Rengine sanki kan bulaşmış. Bir koysan yarım bile veremez. O biri de kurutur gider. Bak! Nasıl zayıf, hepsi.. Avurtları çökmüş. İçleri kararmış. Gülmeyi unutmuşlar! Kim bilir kaç zamandır böyle! Onun için sordum. Toprağın kaderi olur mu? Vaat edildiği söyleniyor üstelik”

Düşünüyormuş temsili yaptı Süleyman.

“Olur, herhalde” dedi.

“Baksana, sürmüş gitmiş. Peki, ADALET kimin için?”

Maruf Taşkıran
maruf taşkıran

Bu haber toplam 1751 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!