1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Cuma Çelik, İstanbul’daki Fiskenlileri anlattı
Cuma Çelik, İstanbul’daki Fiskenlileri anlattı

Cuma Çelik, İstanbul’daki Fiskenlileri anlattı

Bir yanda İstanbul’daki şehir kültürü bir yanda da kendi gelenek ve göreneklerini, memleket sevgisini ayakta tutma gayretleri içerisinde olan Siirt’in Fisken (Doluharman) köylüleri. Onlardan biri olan Cuma Çelik’e Fiskenlileri sorduk.

A+A-

Kapalıçarşı’da Nadir Mücevherat’ı işleten ve geçtiğimiz günlerde Antalya’da ilk kez bir antika müzayedesi açarak birçok basın-yayın kuruluşunda yer edinen Cuma Çelik’e, İstanbul’daki Fiskenlileri sorduk. İstanbul’daki kendi köylülerinin yanı sıra Siirtin farklı bölgelerindeki hemşehrilerini de yakından tanıyan Cuma Çelik, kendi köylüleriyle ilgili Siirtliler.Net’e yaptığı değerlendirmeler okuyucuların gururlanacağı şekilde kağıda döküldü. İşte Cuma Çelik’in dilinden İstanbul’daki Fiskenliler…

Cuma Çelik- Fisken Siirt doluharman

KUŞAKLAR ARASINDAKİ KÖPRÜYÜ KORUYORUZ

İstanbul’da net rakamı çıkarmak güç fakat tahminimce 700 hanemiz var. Genelde Küçükköy, Sultangazi, Eyüp’te bir kısmımız da Esenler’de ikamet ediyor. İstanbul’daki şehir kültürünün kurallarını biliyor olmamıza rağmen kendi öz kültürümüze, gelenek ve göreneklerimize de sahip çıkıyor ve gençlerimize bunu aşılamaya çalışıyoruz. Üst kuşak dediğimiz yaşça büyüklerimiz ile orta yaş ve genç yaş kuşaklar arasındaki köprüleri korumaya özen gösteriyoruz. Gerek bizim yaş grubu yani orta yaş kuşağı gerekse genç kuşağın büyüklerimize olan sevgi ve saygıyı her zaman ayakta tutmaya çalışıyoruz.

DERNEĞİMİZİ İLK KURAN BÜYÜKLERİMİZ HAYIRLI BİR İŞ YAPTI

6 yıl kadar oldu derneğimizin kuruluşu. Derneğimiz kurulmadan önce belirli bir toplanma merkezimiz olmadığından dağınıklık söz konusuydu. Derneğimiz hem toplanma yerimiz oldu hem de kendi kültür ve değerlerimizi yaşatma, ayakta tutma adına iyi bir çatı oldu. Ayrıca kuşaklar arası tanışıklığa da önemli bir hizmet etti. Derneğimizi ilk kuran büyüklerimiz bana göre hayırlı bir iş yaptılar. Eksikliklerimiz yok mu elbette var. Nerede, hangi köylümüz hemşehrimiz olduğunu bilmeyenlerimiz var. İşte derneğimiz bu konuda tamamlayıcı bir rol üstlenecektir.

Dernek merkezini ilk kurulduğunda satın almıştık. Köyümüzden hemen hemen her ailenin katkısıyla alındı. Kimisi üç verdi kimisi beş verdi. Allah için her aile kendi bütçesine göre katkı sağladı. Yeri gelmişken aralarında değerli büyüklerimizin de bulunduğu derneğimizin kurucu üyelerini anmadan geçemeyeceğim.

Sabri Ekinci

Hamit Karataş

Selahattin Demir

Cuma Çelik

Hakim Ekin

Tekin Karataş

Murat Ekin

Mehmet Karataş

Nazmi Çınar

 

KÖYLÜLERİMİZİN SOSYAL DURUMLARI

İstanbul büyük bir kent olmasına rağmen köylülerimizin büyük bir çoğunluğu kendi sahalarında bireysel başarıyı yakalayabilmişler. Siyasetten, bürokrasiye ve iş dünyasına kadar çok farklı sektörlerde bulunan saygın köylülerimiz bizleri hep gururlandırmıştır.

Kapalıçarşı’da yaklaşık 10 esnafımız antika ve mücevher işiyle uğraşıyorlar. Bunun yanı sıra inşaat sektöründe müteahhitlerimiz, tekstil sektöründe ve marketçilikte kıymetli köylülerimiz var. Taksicilik ve pazarcılık yapan, rızkını bu tezgahlardan kazanan değerli köylülerimiz de var.

Siyaset ve bürokrasi dünyasında ise mesela şu an aklıma gelenlerden bahsedeyim. Fatih Belediyesinde AK Parti’den encümenimiz olan Abdulbasit Aydın, Sultangazi AK Parti İlçe Başkan Yardımcısı Ali Çelik, Saadet Partisi İl yönetiminden Tekin Karataş, Saadet Partisi G.O.Paşa ilçe Gençlik Kolları Başkanı Serhan Karataş, İst.B.Şehir Belediyesinde Telsiz Şefi Nihat Çelik, DSİ’de şefimiz Cemil Karanfil, Savcı Musa Can gibi kıymetli köylülerimiz vazifelerini başarıyla yürütenler arasında. Unuttuğum isimler olmuşsa kendilerinden özür diliyorum.

GENÇLERİMİZ ARASINDA OKUMA ORANI ARTIYOR

Özellikle son yıllarda genç nüfusumuz arasında okuma oranımız artış gösteriyor. Bu hem bizim kuşağımız olan orta yaş grubunda hem de bizim üst kuşağımız olan büyüklerimiz arasında memnuniyetle karşılanıyor. Gençlerimize okumalarını, geleceklerini en iyi bir şekilde şimdiden hazırlamalarını ve yarın öbür gün geldikleri makam ve mevkilerde kendi kültürlerine, ailelerine, memleketine en iyi bir şekilde hizmet edebilmeleri sürekli aşılanıyor.

Yeni nesilde kendi ana dilimiz olan Arapçayı konuşma ve anlama konusunda aksaklıklar yaşanabiliyor. Bu konu zaman zaman gündem oluyor ama daha ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde Allah korusun 20-30 yıl sonra Arapçayı hiç anlamayan bir nesil yetişecek.

Bu haber toplam 3832 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!