1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Bir Profesörün Umre Anısı - 4 Son
Bir Profesörün Umre Anısı - 4 Son

Bir Profesörün Umre Anısı - 4 Son

Sizlere anlatabileceklerim vardı, elimden geldiği kadar yazdım ve paylaştım. Gördüğüm güzelliklerin birçoğunu anlatamadığımın farkındayım. Mehmet Akif gibi diyorum, ‘dili bağlı kalbimin, ondan ne kadar bizarım’.

A+A-

Azı Paylaşmak

Tavafı bitirince hemen kendime akşam hazırlığı için bir yer bulmaya çalışıyorum milyonlarca insan arasında. Küçücük bir yer görünce oraya ben de oturdum. Akşam ezanı ile birlikte Ramazan’da oruçlar da açılacak. Herkesin önüne küçük bir tabak ile hurma ve birer bardak zemzem konulmuş. Tabii ben geç geldiğim için bana hurma yoktu.

Tavaf ederken herkese hurma dağıtıyorlardı. Ancak o kadar insanın dua ettiği bir ortamda elim o hurmalara hiç gitmedi. Olsun, bir akşam da elimdeki suyla iftar etmemde hiç bir sakınca yoktu. Her dakika insanların açlıktan öldüğü bir dünyada bu bana hiç de zor gelmezdi.

Önümde sadece bir bardak zemzem oturdum ve iftarı beklemeye başladım. Önce yanı başımdaki insan tabağını uzattı, sonra etraftan insanlar birer ikişer hurma verdiler. Benim de en azından diğerleri kadar hurmam vardı orucumu açmak için.

Azı paylaşmanın tadını yaşadım Kabe’de bu iftar akşamı.

Sonra...

Sonra düşündüm, azı paylaşmada bir problemimiz yok aslında bizim.

Asıl problem, çoğu paylaşmada.

Eğer bu dünyada bizler, çoğu paylaşabilseydik galiba dünya böyle olmayacaktı.

Uzun Namazlar

Galiba hayatımdaki en uzun teravihleri orda kıldım. Hani şu bizim fıkralarda olduğu gibi bir namaz değil yani. Babası, oğluna demiş ya... Sen hele caminin önünde bekle ben kılıp geleyim şu namazımı. Sonra içeri giriyor hatimle kılınan uzun bir teravih. Arada çıkıp oğluna ceketini uzattıktan sonra diyor, oğlum sen git, iş inada bindi, bu namazı bitirip geleyim.

Kâbe’de teravih, hatimle kılınıyor ve yaklaşık iki saat sürüyor. Oradan geldikten sonra buradaki teravih namazlarının geçiştirmek için kılındığı düşüncesine kapılıyor insan.

Namazın sonunda Kâbe’de imamın ağlayarak okuduğu, cemaatin gözyaşlarıyla iştirak ettiği  duaya takılıyorum. Ne kadar güzel bir dua. İçinde herkese bir hisse var.

Bazen içiniz ya da kalbiniz genişler ya... Bu dua da öyle. Hele bu dua, Kâbe’de ise, bir milyona yakın insan aynı duaya âmin diyorsa...

Kendi adıma diğerlerinin âminlerine katıldım, gözü yaşlı, kalbi kırık ve hüzünlü insanların hüzünlerine sığındım ve onlarla birlikte amin dedim.

Bana saklı duygular

Bu yazdıklarım, anlatabileceklerimdi.

Kendimle yüzleşmelerim, hatalarım, kırılmışlıklarım ve hüzünlerim de benimleydi Kâbe’de. Hepsini orada Rabbime arz ettim. Yazısız, sözsüzdü çoğu, çoğu belki de isimsizdi.

Sizlere anlatabileceklerim vardı, elimden geldiği kadar yazdım ve paylaştım. Gördüğüm güzelliklerin birçoğunu anlatamadığımın farkındayım. Mehmet Akif gibi diyorum, ‘dili bağlı kalbimin, ondan ne kadar bizarım’.

Satırlara dökülmeyenlerin bir kısmı ise hep benimle kalacak, sır gibi... Bunlar daha ziyade kendime ait hayal kırıklıkları ve hesaplaşmalar tabii ki.

Ah ben...

Ne kadar çok eksim varmış...

İstanbul’a dönüş

İstanbul’dan Umreye yolculuğa başladığımda ben olmazsam bu kadar işin ne olacağı sorusu vardı aklımda. Geldiğimde aslında işlerin hiç de aksamadığını gördüm. Dünya, bensiz de dönüyordu.

Kendimizi dünyanın merkezi zanneden bizler, vazgeçilmezi zanneden bizler... Bu düşünceler, bizi insanlıktan çıkarıyor aslında. Bizler, bu yoğun koşturmacının arasında Nazım Hikmet’in tabiriyle makineleşiyoruz.

İşler yapıyoruz, para kazanıyoruz ve unvanlar alıyoruz. Ama kapı komşumuzun adını sormaktan aciziz. Açlıktan ölenler, bizim için haber bültenlerinin çekilmez kısımları. Anne-babalar, merasime tabi aranacaklar listesinde. Arkadaşlarımızın hepsi için, içimizde sakladığımız amalar var...

Kâbe’den dönüşte, o kadar insanın içinde kimliklerden unvanlardan arınmış bir şekilde dua ederken bütün bunları düşündüm. Çok şey olmayı becerdik, çok şeyi kazandık... Tamam, kabul hepsi de... Ya insanlığımız?

Son selam

Ben Allah’ın evi olan Kabe’den ayrılırken, o son gece son defa baktığımda duam şu idi: Ölüm yaklaştığında, o son an, hatırladığım şu temiz mekanlar, bu gözü yaşlı insanlar, kalbi kırıklarla beraber Kabe olsun.

Kabe’ye son kez baktım, son kez bu kalabalığın dualarına âmin dedim ve son kez selamladım.

Hani Sezen Aksu diyordu ya şarkısında, kalbim Ege’de kaldı diye.

Benim de kalbim, dualarla örülü Kabe’de kaldı.

Bu haber toplam 1119 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!