1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bilek; TBMM’ye Haklarının İadesi İçin Başvurdu
Bilek; TBMM’ye Haklarının İadesi İçin Başvurdu

Bilek; TBMM’ye Haklarının İadesi İçin Başvurdu

2002 yılında Siirt'teki seçimlerin iptal edilmesi ile milletvekilliği düşen Op. Dr. Ekrem Bilek, hakkının iadesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanına Avukatı Diyaddin Temiz Aracılığıyla başvurdu.

A+A-

Milletvekilli seçildiği 2002 yılında YSK’nın seçimleri iptal etmesiyle kendisinin de vekilliği düşen Ekrem Bilek demokrasinin gereği olarak mağduriyetinin giderilmesine ve buna benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için Avukat Diyaddin Temiz aracılığıyla TBMM’ye haklarının iadesi konusunda başvuruda bulundu.

 

Buna göre başvuru dilekçesinin tam metni yayınlıyoruz.

 

 

T.C.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞKANLIK DİVANI’NA

                                                                                                                           ANKARA

 

 

Talepte Bulunan                 : Ekrem BİLEK

                                           Adres.Bahçelievler Mahallesi Cemil Ertekin Caddesi 1/17 Merkez/Siirt

 

Vekili                                    : Av. Diyaeddin TEMİZ

                                              Adres:Güres Cd. Tekin İş Merkezi Kat:2 , No:4      Merkez/SİİRT     

                                              Tel: 0484 224 50 50    GSM: 0532 403 80 29

 

Konu                                     : Müvekkilim Ekrem BİLEK’in Türkiye’nin tam ve gerçek demokrasi peşinde koşma gayretlerine olan inancından dolayı 03 Kasım 2002 tarihinde kazandığı milletvekili hakkının olağanüstü işleyen süreç sonrası halkın temsiliyetinin kaybedilmesiyle zedelenen milletvekilliği onurunun kurtarılması, halkın kendi kendini yönetmesi için seçtiği temsil makamının üstünlüğü, siyasi itibarının insan onuruna, tam ve gerçek demokrasi kültürüne yaraşır kazanılmış milletin vekilliği hakkının iadesi istemidir.

 

Açıklamalar                                   : Müvekkilim Ekrem Bilek Anayasa’nın 76. Maddesinde belirtilen milletvekili seçilme yeterliliğine haiz bir şekilde 03 Kasım 2002 Genel Seçimlerinde CHP’den Siirt milletvekili adayı olmuş ve İl seçim kurulunca milletvekili seçildiğine ilişkin düzenlenen tutanağı almış ve milletvekili seçilmiştir. 14 Kasım 2002 Perşembe günü TBMM’nin saat 21.12’de açılan üçüncü oturumunda Anayasanın 81’inci maddesinde düzenlendiği şekilde and içmiş, TBMM üyeliği ve yasama görevine başlamıştır.

                                                Anayasamızda milletvekilliği sıfatının kazanılmasının başlangıç anı konusunda açık hüküm olmamasına rağmen ister il seçim kurulundan tutanak alma anı olsun, ister ant içme töreninden sonra olsun müvekkilimin milletvekili sıfatını kazandığı muhakkaktır. Nitekim milletvekili dokunulmazlığından istifade etmiş ve özlük hakları bir milletvekili şeklinde düzenlenmiştir. Milletvekili üyeliğinin düşmesi ise Anayasa'nın 84. Maddesinde :

                                  “İstifa eden, milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır. Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur. 82’nci Maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir.

                                    Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

                                  Maddede geçen milletvekilliğinin düşme halleri beş başlıkta sıralanabilir  :

                                  1-İstifa 2. Kesin hüküm giyme 3. Kısıtlama 4. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar etme 5. Devamsızlık

                                  Yukarıda açıklandığı gibi milletvekilliğinin düşmesi sebepleri Anayasanın 84’üncü maddesinde tek tek sayılmıştır. Müvekkillimin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin anayasada herhangi bir düzenleme olmadığı gibi, düşürülmesi de Genel Kurulca olmamıştır, YSK kararınca olmuştur. Ve YSK Cumhuriyet tarihinde ilk kez genel seçimden sonra bir ildeki seçimleri iptal ederek, şu gerekçe ile üç milletvekilinin milletvekilliklerini düşürdü:

                                Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Doğan Köy'de sandık kurullarının oluşturulmaması, bir sandığın kırılmış, üç sandıkta kayıtlı 706 seçmenin bulunması ve köylülerin köylerine hizmet götürülmemesini gerekçe göstererek seçimleri boykot etmeleri nedeniyle oy kullanmadıklarından YSK  kurulunca 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 39/2 - 3. maddesi gereğince seçim işlemleri nedeniyle Siirt seçimlerinin iptali kararlaştırılmıştır.

                            TBMM Genel Kurulunda buna benzer emsal bir seçim iptali uygulamasının daha önce olmaması ve Başbakan adayının durumunun daha ziyade değerlendirilmesi, müvekkilimin durumunun göz ardı edilmesi nedeniyle; Yüksek bir mahkeme olmayan ama nihai karar mercii olan YSK’nin 2 Aralık 2002’de aldığı ve 8 Aralık 2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla müvekkilimin milletvekilliği düşürülmüştür. 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunun Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen 14. maddesi, İl Seçim Kurulunun oluşumunu düzenleyen 15. madde ile görev ve yetkilerini  düzenleyen 16. madde, İlçe Seçim Kurulunu düzenleyen 18-19 maddeler ile görev ve yetkilerini düzenleyen 20. maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere YSK’nin tek görevi seçimlere yapılan itirazları değerlendirmek değildir. İl, ilçe seçim kurullarının teşekkülünü sağlamak, seçim çevrelerinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak bunun için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek, oy verme işleminden önce ve sonra çıkabilecek aksaklıkları gidermek gibi görevleri de bulunmaktadır. YSK’nin görev ve yetki alanına giren bir görevi ihmalden dolayı müvekkilimin hayatının akışı tamamen değişmiş ve başta onu temsilci görmek isteyenler olmak üzere Siirt halkının demokrasiye olan inancını zayıflatmıştır. Şöyle ki :

·      3 Kasım 2002 seçimlerine 18 siyasi parti ve bağımsız adaylar katıldı. İlimizde de 18 siyasi parti ve bir bağımsız aday katılmıştı. Buna karşın 09 Mart 2003  tarihinde yenilenen Siirt seçimlerine CHP, Ak Parti, İP ve TKP tek katıldı.

·      03 Kasım 2002 tarihinden önce Meclisteki parti ve sandalye sayıları şu şekilde idi

MHP                    :124
DYP                    :85
ANAP                 :77
DSP                     :65
YTP                     :61
AK Parti             :55
SP                        :46
TDP                     :3
BBP                     :4
CHP                     :1
BAĞ.                   :15
BOŞ                     :14

                            03 Kasım 2002 tarihinden sonraki parti ve sandalye dağılımı şu şekilde olmuştur :

                            Ak Parti     : 363        CHP          : 178      Bağımsız    : 9

                             03 Kasım 2002 öncesi ve sonrası partilerin sandalyelerinin meclisteki bu dağılımından sonra yapılan bir yenileme seçiminde şartların eşitliğinden söz etmek mümkün olmadığı tartışmasızdır. Hele sözkonusu olan kentin  hizmet etmenin ve iktidar olmanın oy almada en belirleyici unsur olduğu bir kent olduğu göz önüne alınırsa. Bir de 9 Mart 2003 seçimlerine sadece barajı aşan iki partinin ve 100 dolaylarında oy alan iki partinin yarıştığı seçimde…

                                   YSK seçim yenileme kararında: Kararın Resmi Gazete ile ilanından sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk Pazar günü olan 09.02.2003’te yapılacağına karar verdi. TBMM'de güçlü bir sandalye sayısına sahip İktidar Partisi, AB Uyum Paketi kapsamında Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 39. maddesinin 3. fıkrasını değiştirdi ve iptal edilen seçimlerin iptal tarihinden itibaren 60 gün yerine 90. gün düzenlemesini getirdi.

                                Anayasa’nın 76. maddesindeki “ideolojik ve anarşik eylemler” ibaresi “terör eylemleri” şeklinde değiştirildi. Değişlikler elbette ki yerinde ve elzem değişikliklerdir; ancak bu özel düzenleme oldukları gerçeğini değiştirmemektedir. Bunları bilahare aşağıdaki gelişmeler de takip etti:

·                  Siirt’ten Bağımsız aday olan ve 3 Kasım 2002’de seçilen bir milletvekili vekilliğinin düşmesi sonrasında cezaevine girdi.

·                  İktidar partisinden birinci sıra vekil seçilen aday istifa etti yenilenecek seçime katılmayacağını ilan etti.

                                   Halk kendisini temsil edecek adayları seçme hakkı olmadan, sürecin işlemesiyle belirlenen adayları  seçmek için sandığa gitmiştir. Demokrasinin, yerel düzeyde başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi fırsatı ve ülkenin demokratikleşmesine sağlanacak bir katkı büyük resimden dolayı heba edildi.

                                 İonna KUÇURADİ’ye göre günümüzde demokrasi, çok partili siyasi hayat ve seçimlerle özdeşleştirilmekte ve sadece bu unsura indirgenmektedir. Bunun bir sonucu olarak da –özellikle gelişmekte olan ülkelerde- “her şey yapılabilir” anlayışı içinde, daha fazla oy alabilmek için, onları destekleyen seçmen kitlelerini hoşnut edecek vaatlerde bulunmaktadırlar. Ancak, bu vaatler, insan haklarını ihlal eder nitelikte olabilmektedir. İşte bu anlayıştaki bir demokrasinin insan haklarını koruyucu bir fonksiyon üstlenmediği, bazen de insan haklarını tehdit eder bir niteliğe büründüğü gözlenmektedir. (Yrd.Doç.Dr. Bülent YAVUZ)

                               Elbette ki insanların düşünce ve ifadelerinden dolayı yasaklı hale gelmeleri kabul edilebilir bir durum değil, ancak bir mağduriyeti düzeltmenin başka bir mağduriyeti doğurmaması gerekir. Bir taraftan tek başına iktidarı 363 sandalye ile kesinleşmiş ve mecliste tek muhalefet partili bir iktidarın Siirt’te okuduğu şiir nedeniyle siyasi yasaklı hale gelmiş genel başkan, Başbakan adayı…Diğer taraftan bölgede oyları başarılı bir seçim kampanyası sonrası seçmenin teveccühüyle alan 178 sandalyeli CHP’nin adayı müvekkilim. Sadece iki partili bir yarış.

                               03 Kasım öncesi ve sonrası Halkın iradesini etkileyen faktörler hiç şüphesiz  A’dan Z’ye değişmiştir. 

                               Düzenlemelerin yapısı, bu derece hızlı olması ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ve meclis aritmetiğinin verdiği güçle yenilenen seçime eşit şartlarda gidildiği iddia edilemez. Bunun somut örneği seçimin iptaline konu Pervari Doğanköy’dür.

                              Seçim sürecinde bakanların, işadamlarının, milletvekillerinin ve partililerin doğal olarak kamp kurduğu Siirt’in 9 Mart 2003 manzarasını anlatan güzel bir örnektir Doğanköy.

                              3 Kasım 2002 seçimlerine giren tüm partileri ayırım yapmaksızın boykot eden ve hizmet etmediklerinden dolayı oy kullanmayan köylüler 9 Mart 2003 seçimlerinde şöyle bir tablo sundu : Kayıtlı seçmen 706. Sandık başına giden 412. Geçerli 398 oy. İktidar Partisi 366 oy. CHP ise 29 oy.

                            Sonuç olarak 180 derece değişen şartlarda yenilenen seçimle beklenen oldu; Tek başına iktidar olan parti 3 Kasım’da aldığı 14.767 oyu , 55.662 çıkardı.

                          İktidar Partisinin Genel Başkanının Siirt’ten aday olması ancak böyle bir durumda mümkün olurdu.

                          TBMM’nin demokrasi geçmişimizle yüzleştiği günümüzde olağan süreçte milletvekili seçilen müvekkilim, olağanüstü gelişmelerle seçimin iptal edilmesiyle milletvekilliğinden düştü. Yenilenen seçimler sonrası kazandığı, ant içtiği ve bir aya yakın hizmet ettiği halkın vekilliğinden orantısız bir yarış sonrasında sonuçları birebir tahmin edebilmesine rağmen demokrasiye olan inancından, halkın temsiliyetini önemsediğinden adaylıktan çekilmemiştir.

                          Seçimlerin yenilenmesi hukuka uygun olabilir ama demokratik değildir.

                         

                                      Yerel yarış, halka kendi kendisini daha iyi yönetme tecrübesi kazandırır. Güçlü merkezi adayların orantısız bir yarışta rakibi olsun olmasın yerel siyasetçilerin özgüvenini kırar ve seçmenlerin uzun vadede hayal kırıklığı yaşamasına neden olabilir.

                                    Ülkemizin de taraf olduğu 1973 Helsinki nihai senedinin yedinci bölümünde, “İnsanın kişiliğinin özündeki onurdan doğan ve kişinin özgür ve tam gelişmesi için zorunlu bulunan, yurttaşlık; hak ve özgürlüklerin, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, ve başka hakların ve özgürlüklerin etkin biçimde kullanılmasını geliştirir ve destekler.” denmektedir . Aynı şekilde 21 Kasım 1990’da AGİK zirvesi sonunda imzalanan Paris Şartında “Seçimlerin temel gayesinin seçmen iradesinin sandığa yansımasıdır. Uluslarımızın, yegane yönetim sistemi olarak demokrasiyi inşa edeceğini ve kuvvetlendireceğini taahhüt ediyoruz. Bu çabamızda aşağıdaki hususlara uyacağız.

                                    İnsan hakları ve temel özgürlüklere her insan doğduğu anda sahip olur, bunlardan feragat edilemez ve bunlar hukukun güvencesi altındadır. Devletin birincil sorumluluğu bunları korumak ve geliştirmektir. Bunlara saygı, aşırı güçlü bir devlete karşı asli bir güvencedir. Bunlara uyulması ve eksiksiz işlerlik kazandırılması özgürlük , adalet ve barışın temelidir.  Demokratik yönetim, düzenli aralıklarla yapılan özgür ve adil seçimlerle ifadesini bulan halk iradesine dayalıdır. Demokrasinin temeli, insanın kişiliğine saygı ve hukukun üstünlüğüne dayanır. Demokrasi, ifade özgürlüğünün, toplumdaki bütün kesimlere hoşgörü gösterilmesinin ve her fert için fırsat eşitliğinin en iyi güvencesidir.

                         Demokrasi, temsili ve çoğulcu karakteri ile, seçmene karşı sorumluluğu, kamu makamlarının hukuka riayet etmesi ve adaletin yansız bir şekilde dağıtılmasını da zorunlu kılar. Kimse yasaların üstünde olamaz.” ifadeleri geçmektedir.

 

 

                       Müvekkilimin talebini siyaset felsefesi açısından tarif etmemizde İoanna Kuçuradi’nin “Etik” adlı eseri bizlere yardımcı olmaktadır, Kuçuradi : “İnsan hakları denen hakları ve bunların korunmasını veya dile getirdikleri istemlerin belirleyici olmasını sağlayan etik değerlerdir. İnsan haklarının korunması insan için anlamlıdır. Bunları koruyan ise, yaptıklarıyla etik kişilerdir. Bu ise, insan haklarının korunmasını, insan olan herkes için bu arada bunları zedeleyenler için de anlamlı kılar. Böylece, insan haklarının anlamının bilgisi isteneni belirleyince, yani bir kişinin amaç edindiği, insan olmayı korumak olunca, bir ilişkide istenen, temelini böyle bir bilgide –felsefi bilgide- bulur.»

                            Yazar yine aynı eserinde : “İnsan olmanın özelliğini oluşturan olanakların gerçekleşebilirliğinin koşullarının sürekli yaratılması ve insana özgü etkinliklerin amaçları ve işlevleri yerine gelecek şekilde gerçekleştirilmesi, etik kişilere bağlı görünür; ancak böyle kişilerin –yani insanın değerinin bilgisine sahip ve bu değeri koruyacak şekilde davranan kişilerin- varlığı ve çokluğu oranında insan hakları yaşamda etkili kılınabilir. Etik kişi değerlerine sahip kişiler yaşamlarında insanın değerini kişilerde koruyacak şekilde davranır. Böyle kişiler değer harcayan kişilerin de “insan hakları”nı korur.»

                        Seçimler sonrası bu ulvi hizmet makamını kazanan birer milletvekili ve tecrübeli siyasetçiler olarak komisyonunuzun yukarıda saydığımız gerekçelerin ardındaki mantıki dayanakları anlayacağı kanaatindeyiz

                        Halkın iradesiyle milletvekili seçilen kişilere ilişkin TBMM’nin yapmış olduğu düzenlemeleri yakından takip etmekteyiz. 2011 seçimleri sonrası tutuklu sekiz milletvekilinin özlük haklarından yararlanmalarına, ödenek ve yolluklarının verilmesine Başkanlık Divanınca karar verilmişti.

                          Müvekkilimin durumunun demokratik ülkelerde olmaması gereken bir hukuksuzluğun giderilmesi sonucu oluşmuş mağduriyet olduğu kanısındayız. Gerek seçimlerin iptali, gerekse de sonrasında yaşananlar dünya genelinde benzeri bulunmayan bir örnektir. Meclisin olağan veya olağanüstü dönemlere ilişkin anti demokratik uygulamalara ilişkin demokrasiyi kuvvetlendirici düzenlemeler yapmasını demokrasimizle yüzleşme ve yeni anayasa hazırlığı için olumlu görüyoruz. Meclisin demokrasimizle yüzleşme hareketinde müvekkilime 3 Kasım 2002’de kullanılan her oyun temsil ettiği siyasi tercihin parlamentoya yansımamasının tam ve gerçek demokratik temsili gerekliliğinde değerlendirilmesini ve demokrasimizle yüzleşmeye yeni cesaretler dâhil etmesini ümit ediyoruz.

 

Sonuç ve Talep            : Müvekkilim Ekrem BİLEK’in  Türkiye’nin tam ve gerçek demokrasi peşinde koşma gayretlerine olan inancından dolayı 03 Kasım 2002 tarihinde kazandığı milletvekili hakkının olağanüstü işleyen süreç sonrası halkın temsiliyetinin kaybedilmesiyle zedelenen milletvekilliği onurunun kurtarılması, halkın kendi kendini yönetmesi için seçtiği temsil makamının üstünlüğü, siyasi itibarının insan onuruna ve tam ve gerçek demokrasi kültürüne yaraşır kazanılmış hakkının, milletin vekilliği hakkının iadesini istiyoruz.

.

                       Gereğini saygıyla bilgilerinize arz ederim.12.03.2012

 

                                                                                   Talepte Bulunan Vekili

                                                                                     Av. Diyaeddin TEMİZ

 

Bu haber toplam 3969 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!