1. YAZARLAR

  2. Eyüp Güzel

  3. Ben sana Rektör olamazsın demedim ki
Eyüp Güzel

Eyüp Güzel

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben sana Rektör olamazsın demedim ki

A+A-

Siirt Üniversitesi eski Rektörü Ziyadanoğulları dönemiydi ve rektör seçimleri vardı. Kendisinden hariç 2 aday daha vardı Siirt Üniversitesi’ne Rektör olmaya. Onlardan birisi de şuan ki Murat Erman’dı. Murat Erman derken yanlış anlaşılmasın öyle sıradan bir vatandaş değil. Okumuş, yalamış yutmuş böyyük birinden bahsediyorum. Hem de doktor olmuş yetmemiş profesör olmuş. 

Üniversite içerisinde yapılan oylamada Murat Erman mevcut rektör olan rakibi karşısında ismi okunmayacak kadar komik bir oy almıştı. Ziyadanoğulları’nın aldığı oy ezici bir çoğunluğa sahipti. Bu durum normaldi çünkü üniversite bünyesindeki öğretim görevlileri mevcut rektörün gideceğini düşünmüyor ve bu yüzden arasını kimse bozmak istemiyordu. 

O seçim döneminde Ziyadanoğulları’na karşı açıktan bir muhalefet yapıyordum. Murat Erman ile bir dost vasıtasıyla tanışmıştım. Müspet biri gibi görmüştüm. Kendisine açıktan destek verdim. 4 oy almıştı. Komik bir oydu ve YÖK’ten geçip Cumhurbaşkanı tarafından ataması yapılacağına ihtimal verilmiyordu. Buna rağmen Murat Erman ismine destek vermiştim.

Türkiye’de emsaline az rastlanacak bir durum oldu ve en az oy almasına rağmen Murat Erman, Siirt Üniversitesi’ne Rektör olarak atandı. Herkes şaşkındı.

Gel zaman git zaman 17-25 Aralık hadisesi olunca Fetöcülerle ilgili operasyonlar başlamıştı. O güne kadar Murat Erman ile aramız iyiydi. Fakat iş Fetö operasyonlarına geldiğinde kendisiyle aramız bozulmaya başladı. Çünkü üniversite bünyesinde ciddi bir Fetöcü yapılanması vardı. Rektör Erman’a bu konuyla ilgili defalarca sözlü hatırlatmalarda bulundum. Fakat Fetöcüler halen barınıyordu ve dokunulmuyordu. Üstelik kimisi üniversitenin en kritik yerlerinde görev yapıyordu. “Niçin bunlara dokunmuyorsun?” diye sorduğumda ise “üzerimde siyasi baskı var” diyerek sorumluluğu dönemin milletvekillerine atıyordu. Doğru mu söylüyordu yoksa yalancı mıydı bilmiyorum. Fakat rektör olarak en yetkili makamda oturuyordu üniversitede. 

Aradan epey meseleler geçti. Her birini burada yazmaya kalksam sayfalar dolusu bir yazı olacak. O yüzden kısaca geçiyorum.

Bu arada Rektörün 3 tane makam aracı olduğunu ve üzerine bir tane daha lüks bir otomobil kiraladığını duydum. Kaldı ki o makam araçlarından bir tanesini Ankara Esenboğa Havalimanı otoparkında bekletiyor. Ankara’ya gitmesi gerektiğinde bir gün öncesinden şoförünü uçakla yolluyor ve kendisi de ertesi gün uçakla gidiyor. Şoförü otoparkta bulunan arabayı çıkartıp rektörü karşılıyor. Ankara’da 1-2 gün kaldıktan sonra arabayı tekrar otoparka çekiyor ve günlerce, haftalarca otoparkta yatıyor araba. Ben bu konunun bir haber değeri olduğunu düşünerek haberi yaptım.

Dedim ya koca adam okumuş yalamış yutmuş böyyük biri olmuş. Yetmemiş prof olmuş. Bilim yuvasının en tepe ismi. Haberim karşısında varsa bir eksikliğim veya hatam ya telefon açar düzeltir veya yazılı bir açıklamayla bilgilendirme yapar dedim. Sonuçta üniversiteler “dingonun ahırı” olan yerler değil. Bilim yuvası canım. Muhatabım ise bir bilim adamına yakışır şekilde davranır diye düşündüm.

İşe önce üniversitede selam verdiğim, çayını içtiğim, merhabalaştığım kim varsa hepsine ya bir ziyaret yapılmış veya telefon açılmış. Bu da yetmemiş üniversite bilgisayarlarında Siirtliler. NET sitesine giriş yasaklanmış. 

Ardından kardeş ve yakın akrabalarından oluşan çok sayıda yakınını üniversite bünyesine yerleştirmesi haberleri, Sayıştay raporuyla tespit edilen bolbol avanslar, üniversite adına sahte banka hesapları vs. vs. aldı başını gitti.

Kralll çıplaksın çıplak…!
 

Bu yazı toplam 1407 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!
20 Yorum