1. HABERLER

  2. ÜLKE

  3. Başörtüsü sorunu yasakçıların nefretinden kaynaklanıyor
Başörtüsü sorunu yasakçıların nefretinden kaynaklanıyor

Başörtüsü sorunu yasakçıların nefretinden kaynaklanıyor

Prof.Dr.Yasin Aktay, başörtüsü gündemine ilişkin görüşlerini Siirtliler.Net okurları için paylaştı

A+A-

Başörtüsüyle laiklik elden gidecek diyenler var. Burada laikliğin gideceği korkusundan ziyade belirli bir insan tipine karşı duyulan nefret söz konusudur. Yasakçılığı körükleyen de bu nefretten başka bir şey değildir.

Siirtli hemşehrimiz Prof.Dr.Yasin Aktay, başörtüsü gündemiyle ilgili Siirtliler.Net’e değerlendirmelerde bulundu. Aktay, yaptığı açıklamalarda aşağıdaki ifadelere yer verdi:

“Aslında başörtüsü problemi gündemde yoktu. Büyük ölçüde CHP liderinin gündeme getirmesiyle oluştu. Müzbin bir konu, ortada bir yasak var. Yasak var oldukça da konu gündemde kalmaya devam eder. Ancak Ak Parti’nin 2008’deki Anayasa değişikliği denemesinden sonra ve kendisinin kapatmayla karşı karşıya kalmasından sonra kendi başına epey uzun bir süre böyle bir girişimde bulunamazdı. Ancak referandumdan sonra farklı bir atmosfer oluştuğu bir gerçek. Bu farklı atmosfer doğrusu başörtüsü sorununu çözmek için uygun bir ortam sunuyor. CHP bu sürece aktif olarak katılmasa bile eskisi kadar engel olma kabiliyetini de yitirmiş bulunuyor. Kaldı ki esasin bir yasal düzenleme yapmaya da gerek yok. Çünkü yasalarda ve mevzuatta başörtüsünü yasaklayan hiçbir madde zaten yok. Yasak YÖK’ün bir kararnamesiyle keyfi olarak uygulamaya konulmuştu. Kaldırılması da yine YÖK’ün o kararnameyi yürürlükten kaldırmasıyla mümkün olmuştur. Yasakçılar en güçlü oldukları zamanlarda bile başörtüsünü yasaklayan bir madde çıkaramadılar. Bugün de serbest bırakmak için bir yasa çıkarmaya gerek yok çünkü zaten serbestti. Aslolan yasalardan alınmayan bir yetkiyi keyfi bir biçimde kullanım gücünü etkisiz hale getirmektir. Bu da hukukun üstün kılınmasıyla mümkün olacak bir şeydir.”

Başörtüsü-Türban neyi ifade ediyor. Bu kavramlarla zihinler mi karıştırılmak isteniyor? Şeklindeki sorumuza ise Aktay şu yanıtı verdi:

“Aslında 1982 yılında YÖK Başkanı İhsan Doğramacı tarafından daha modern bir kıyafet getirildi Fransa’dan. Bu modern kıyafete türban ismini taktılar ve niyetleri başörtüsünü yasaklamaktı. Sonradan kelimeler birbirine karıştı. Şimdi izin verilen daha çağdaş kıyafet olan türbandır. Başörtüsü ise annelerimizin taktığı şeklide tarif edilmeye başlandı.

Başörtülülere yakından bakıldığında büyük bir çeşitlilik var,

Karşı çıkanlar uzaktan baktıkları için tek tip gibi görüyorlar

 

Oysa şu anda Doğramacı’nın kastettiği anlamıyla türban yok, onu kimse giymiyor. Şu an giyinilen şey herkesin kendi hayatına göre stilize ettiği başörtüsüdür. Yakından bakıldığında aslında çok büyük bir çeşitlilik olduğu görülüyor. Ancak karşı çıkanlar uzaktan baktıkları için tek tip gibi görüyorlar. Bir fıkra var; Çinliler, Türkleri birbirinden ayırt edemiyoruz hepsi birbirine benziyor derler. Şaka gibi, oysa biz Çinlileri ayırt edemiyoruz.

Başörtüsüyle laiklik elden gidecek diyenler var. Burada laikliğin gideceği korkusundan ziyade belirli bir insan tipine karşı duyulan nefret söz konusudur. Yasakçılığı körükleyen de bu nefretten başka bir şey değildir.”

Bu haber toplam 1807 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!