1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Asil olanı mı yoksa Kârlı olanı mı?
Asil olanı mı yoksa Kârlı olanı mı?

Asil olanı mı yoksa Kârlı olanı mı?

İnsanlar ya da çoğu insanlar, asil olanı dilerler fakat kârlı olanı tercih ederler. Bir hizmeti karşılık beklemeksizin yerine getirmek asil, hizmetin karşılığını almak ise kârlı bir davranıştır.

A+A-

ASİL OLANI MI YOKSA KÂRLI OLANI MI TERCİH EDERSİNİZ?

 

ZEKERİYA MENAK / SİİRTLİLER.NET

 

Milattan Önce 300’lu yıllarda yaşamış ünlü filozof Aristotales Nikomakhus’a Etik’te şöyle der: “İnsanlar ya da çoğu insanlar, asil olanı dilerler fakat kârlı olanı tercih ederler. Bir hizmeti karşılık beklemeksizin yerine getirmek asil, hizmetin karşılığını almak ise kârlı bir davranıştır. Bir insan verdiği hizmetin karşılığını denk bir şekilde almalıdır veya bunu gönüllü olarak yapmalıdır.”

Hayatımıza yön veren değerler bize iyi ve kötünün ne olduğunu söylerler, yürümemiz gereken yolu ve yönü belirtirler.

Kalbimizle aklımız arasındaki gergefleri işleyen ve ona şekil veren ölçümüz nedir?

Bu dünyada iyilikle anılmak âdemoğlu/kızı için en büyük nimet olsa gerek. İnsanlığa mal olmuş büyük düşünceler, büyük sözler her şeyden önce başkası için yaşamayı veya başkası için kendinden geçmeyi önerir, emreder.

Başkası için yaşayanlar en büyük kahramanlardır.

 Ancak bu dünyada gezegenler arası iletişim ve ulaşım imkânları üretir, uzaylılarla kapı komşusu olurken kendi gezegenimizdeki gerçek hemcinslerimiz ve türümüz olan insan kardeşlerimizden kapı komşularını tanımaz olduk.

Ne büyük talihsizlik!

İç içe o kadar yoğun yaşayıp kendi içimize, içimizin güzelliklerine kapalı olmak…

İç içe o kadar yoğun yaşayıp kendi komşularımızın güzelliklerine kapalı olmak…

Kalbimizin dışa yansımasına önem vermemek…

Nesneler içinde coşku ile gezip kendimizden geçerken yanı başımızda olan insan kardeşlerimize başımızı çevirip bakamamak, bakmamak…

Ne büyü talihsizlik; temel kitabının açık buyruğu; “ en çok sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe gerçek imana ulaşamazsınız, birbirinizi sevmedikçe cennet’e giremezseniz…” olan büyük bir neslin çocukları…

Aşkı kaybeden varlığı kaybeder. Varlığı kaybeden aşkı nerden görecek, aşkı nasıl yaşayacak!

            Şimdi tam da bunlar için bile olsa Asil olmanın vaktidir.

En dar zamanlarda en iyi olmanın imtiyazını önce yaşamanın, sonra yaşatmanın vaktidir.

Çocuklarımızın mayası Yüce Yaradan tarafından dosdoğru yaratılmıştır…

Kendimiz gibi…

Ancak bu mayayı işleyen irade ise bizimdir, bize vermiştir Yüce Yaradan…

Tekrar asil olmanın ve asili istemenin ve asili tercih etmenin vaktidir.

Dünya dönüyor, dönerken parçalar kopuyor…

Kopan parçaları yerine yerleştirmenin vaktidir…

Zor zamanlarda iyi olmanın en iyi olmanın vaktidir.

Sizin ışığınızla aydınlanan bir dünya sizce daha güzel bir dünya olamaz mı?

Işığın da ateşin de kaynağı sensin…

Meşhur hikâyedir, hikâye edilir, anlatılır; Harun Reşid’in deli/veli/divane kardeşi Behlül toz duman içinde bir cemaatin önünden geçer; cemaat Behlül’e gülerek bakar ve istihzai bir eda ile ona seslenirler;

-          Nereden böyle Behlül?

-          Cehennemden der, Behlül…

-          Bu soğukta bari bize biraz o cehennemden kor ateş getirseydin derler alay ederek…

Ciddi bir şekilde onlara dönerek öfkeyle yüzlerine fırlatır şu sözleri…

-          Ben de zebanilerden ateş istedim ancak burada ateş yoktur dediler. Buraya gelen kendi ateşini beraberinde dünyadan getiriyor…

İçinde yanan ateşin ısısını onlara hissettirmişti Behlül…

İnsanlık için ise yanan yüreğinin sevgisini…

Her şey içimizde; şeytanımız da meleğimiz de…

Şimdi Asil olmanın, Asilce davranmanın, asillerle olmanın vaktidir.

 

Zekeriya Menak / Siirtliler.Net

Bu haber toplam 1583 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUMUNUZ UYGUNSUZDUR!